Niçin ağlıyordu? Öyle bir çoşkunluk içendeydi ki, göğün sonsuzluğunda parlayan yıldızlar için bile ağlıyor, ama çılgınlığından utanmıyordu.Sanki evrenin sayısız âlemlerinden uzanan teller hep birden ruhunda birleşmiş, ruhu da başka âlemlerle ilişkinin titreşimleri içindeydi.
"Dünya çoktandır başka yola sapmış, yalanı gerçek diye kabul etmiş, herkesten aynı yalana katılması isteniyor, işte ben ömrümde bir kere içimden geldiği gibi hareket ettim de ne oldu;meczup yerine koydunuz beni.
Sana neden bu kadar kavuşmak istiyordum;şimdi, bugünlerde, hemen şu anda seni bu derece özlememin nedeni ne? Niçin bugünlerde hep bu haldeyim? Çünkü yalnız sana her şeyi söyleyeceğim, çünkü böyle olması gerekiyor, çünkü sana ihtiyacım var, çünkü yarın hayatım bitip yeniden başlayacak... Hiç düşünde bir dağın tepesinden uçuruma yuvarlanır gibi oldun mu? İşte ben şimdi aynı
durumdayım, uykuda değil, gerçekten düşüyorum... Hem korkmuyorum da, sen de korkma. Daha doğrusu korkuyorum, ama tatlı bir duygu bu. Tatlı da değil, bir çoşkunluk...