Seni bir an olsun gerçek bir varlık saydığım yok. Yalansın, hayalsin, hastalığımsın sen! Yalnız seni yok etmenin çaresini bilmiyorum;bir süre dayanmam gerektiğini anlıyorum. Kâbussun sen. Benliğimin, daha doğrusu bir parçamın, düşüncelerimle duygularımın, ama en kötü, en anlamsızlıklarının ete kemiğe bürünmüş şeklisin.
Niçin ağlıyordu? Öyle bir çoşkunluk içendeydi ki, göğün sonsuzluğunda parlayan yıldızlar için bile ağlıyor, ama çılgınlığından utanmıyordu.Sanki evrenin sayısız âlemlerinden uzanan teller hep birden ruhunda birleşmiş, ruhu da başka âlemlerle ilişkinin titreşimleri içindeydi.