Benim böyle olmamam gerekirdi
Sahte tüfeği kafama dayamış, korkmamı bekliyorsun Düşüncemin geldiği yere git, kendine yer kap Burası benim ilim yerim, kendimle ilgili sorunum varsa Bırak doktorum olan ben uğraşayım Şeytan yoluna girişleri annem keserdi, giremezdim Babam için cennet gerekli, ben hep bunu bildim İçimdeki ateşle oynamaktan yanıyor içim Ve bi' gün memleketten yedi yüz elli kilometre ileri gittim Yarın için bir defans taktiği bulmalıyım, bulayım Çok kişiyi öldürdüm, cesetlerinde parmak izim yoktu Soğukluk içimi ürpertti, damar kanım dondu Bu yeniden başlamasından korktuğum kaçıncı sondu? Canım yandığında birkaç hafta bağırdım Fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım Gelecek adına hiçbir hayali resme dökemez parmaklarım İçimde iyiliklerimin dedikodusunu yapan şeytanlarım Zaman akıp gittikçe gözlerim daha çok doluyor Vakit gider, gelmez, işte bu canımı çok sıkıyor Hata ve yanlışlarım çırılçıplak, o kadar utanç verici ki Benim böyle olmamam gerekirdi
Sagopa Kajmer
Değirmenim terse döndü bu sene Bulgura mı yanam una mı yanam Yar sılada kanser ben burda verem Ben bana mı yanam sana mı yanam Değirmenim terse döndü bu sene (vay) Bulgura mı yanam una mı yanam Yar sılada kanser ben burda verem Ben bana mı yanam sana mı yanam Bozdular bağımı viran ettiler Laleye mi yanam güle mi yanam Ben bana mı yanam sana mı yanam Aldılar mazlumu mahpus ettiler Kardaşa mı yanam ele mi yanam Ben bana mı yanam sana mı yanam Evimizi başımıza yıktılar Yüreğimi ciğerimi yaktılar Ben ona mı yanam buna mı yanam Kendime mi yanam ele mi yanam
Müzik
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yıldızlar.
__Bazı insanlar gökyüzüne bakınca sadece yıldız görür. Ben ise binlerce yarım kalmış hikâye görüyorum. Belki de bu yüzden yıldızları bu kadar seviyorum. Çünkü onlar kusursuz değiller. Kimisi çoktan sönmüş olmasına rağmen ışığı hâlâ bize ulaşmaya devam ediyor. Yani bazen gördüğümüz en parlak şey, aslında çok uzun zaman önce kaybolmuş olabiliyor. İnsan da biraz böyle değil mi? Bazen gülümseyen bir yüzün içinde yıllar önce kırılmış bir çocuk yaşar. Belki de bu yüzden geceyi seviyorum. Çünkü gündüz herkes birbirine iyiymiş gibi bakıyor. Ama gece... Gece kimse rol yapmak zorunda değil. Yıldızlar da öyle. Onlar sadece oradalar. Kimseyi ikna etmeye çalışmadan, kendilerini anlatmaya uğraşmadan, sessizce parlıyorlar. Ne zaman kendimi kaybolmuş hissetsem başımı kaldırıyorum. Gökyüzü bana aynı şeyi fısıldıyor: "En karanlık geceler, en çok yıldızı saklar." Ve o an anlıyorum. Belki de insanın umut dediği şey, tam olarak budur. Uzanıp dokunamayacağını bildiğin hâlde, her gece aynı gökyüzüne bakmaya devam etmek. Çünkü bazen bir yıldız, sana ulaşmak için yıllarca yol alır. Belki de bazı umutların gecikmesi, hiç gelmeyecekleri anlamına değil...
Yerin göğün yaz(g)ısı
“Yerin başını okşadı Saçlarını taradı, Gök. Gülümseyerek uyandı Ve Göğe kafa tuttu, Yer. Bağrında büyüttüklerinin Kendi çekimine direnmesi Göğün sofrasına imrenmesi Yerin… bağrındaki ihanetti. Sahi Yerin daha çok çekimi olsaydı Göğü kendine aşık eder miydi? Yoksa Dünya’nın Ay’ı, Gökten vazgeçiş öyküsü müydü Kalbi oylum oylum olmuş yerin? Evren’de bir küçük turab parçası Ben Nereden bileceğim bir yeşile bakarak O’nun neden yazdığını Bu hikayeyi.” E.F.A.
Sen seviyorsun diye, ya hu bu neşe ne demenin kötülüğünü kavradım ben :))
1000Kitap
Bilinmeyen Saati Uygulaması
Sen yaz saati uygulaması, ben kış saati Ortak bi takvimimiz bile olmadı Seni bir saat ileri almışlar, beni bir saat geri Bu zamanlar yoksa bize düşman mı?
Müzik