• Okuduğum eser İz Yayıncılıktan çıkmış olup çevirilerini Vahit Turhan ve Turan Oflazoğlu yapmıştır. Hamlet ve Romeo ve Juliet, bu esere göre daha iyiydi. Kitapta Türkler ile ilgili olumsuz ifadeler beni rahatsız etti. IAGO adlı karakterin bizim tabirimizle yatacak yeri yok :)
  • Cinder'dan daha iyiydi. Scarlet zaten karakter olarak cinder'a göre daha eğlenceli ve dik duruşlu. Cinder zamanla açılırken Scarlet en başından girişimci bir karakter. Wolf da kai'ye göre çok daha ilgi çekici. Elimizde sürekli oflayıp poflayan dertler içinde bir prens ve savaşçı, alfa bir kurt var. Üstüne bu kurdun darmadağınık saçları ve yemyeşil gözleri de cabası. Yarışmayı hangisi kazanır ki?
    Karakterlere ek olarak bu kitaptaki olaylar da ilkine göre çok daha akıcı ve sürprizlerle doluydu. Ortada bir merak unsuru ve peşinde koşturduk. Ayrıca kitabın farklı karakterleri pov olarak alması herkesten bahsetmesi de kesinlikle artı puan.
    İlk kitaptan sonra beklentim çok düşmüştü ama yazar beni çok şaşırttı. Kesinlikle üçüncü için sabırsızlanıyorum. Ve iyi ki serinin tamamlanmasını beklemişim. Yoksa meraktan kahrolurdum herhalde.
  • İşte bu mutluluğun peşinden hiç koşmayan bir adam. Hayatta başarılı olabilirsiniz ama sonra birden düşünürsünüz-ne tür bir hayattı bu? Neresi iyiydi? Hayatım boyunca istediğim  hiçbir şeyi yapmadım. Öğrencilerime her zaman ruhunuzun ve bedeninizin gitmek istediği yere gidin , derim. O duyguyu hissettiğiniz zaman orada kalın ve kimsenin sizi oradan çıkarmasına izin vermeyin.
    Joseph Campbell
    Sayfa 157 - Mediacat
  • Nasıl başlayacağım bilemiyorum. Rasim Özdenören ile bu kitap aracılığıyla tanıştık. Evet ilk okuduğum kitabı. Çok yavaş ilerledi. Açıkçası ben de biraz saldım. Bunun da etkisi var yani. Öncelikle Rasim Özdenören'in tarzını beğenmedimse de anlatımını, dili kullanımını, öyküleme biçimini beğendiğimi söylemeliyim. Mesela kelime seçimlerini çok beğendim. Bazı kelimeler aldı götürdü beni, eskileri hatırlattı. "Aaa bizim oranın kelimeleri ya bunlar." dedirdi bana. "Tağa" "döş" "tiyek" vs Daha aklıma gelmeyen kelimeler de var. Bunları nerden biliyor acep? diye sordum kendime. Sonra baktım ki Maraşlı imiş. Orası da bize (Antep'e) yakın. Kelimelerin akrabalığı ordan geliyor zira.Tarzını neden beğenmedim? Çünkü, öykülerin hepsi din, ölüm,ölü, öbür dünya, erişilemeyen birtakım varlıklar, iskelet, kefen vb şeyler üzerine yazılmış. Bunlar benim tarzım değil. Tarzım olmasa da okurum(her şeyi okumayı seviyorum) ama çok abartılmış geldi bana. Daha önce bunu bir iletiyle dile getirmiştim; kendimi Flash Tv Sırlar Dünyası izler gibi hissettim! Bu sebeplerden defalarca kitabı bırakmak istedim lakin şimdiye kadar hiçbir kitabı yarım bırakmadım. Prensiplerime aykırı. Öyle böyle bitti. Bitince de içimi tuhaf bir duygu kapladı. "Keşke" dedim, "Keşke Rasim hocam bu anlatım şekliyle başka konularda, başka öyküler yazmış olsaydı." Diğer kitapları öyledir belki, bilmiyorum. Ama eğer diğer kitapları farklı ise ben bu kitapla tanışmış olmanın talihsizliğini yaşıyorum şu an. Dedim ya aslında sohbet çok iyiydi de kahveler soğumuştu. Rasim Özdenören ile bir dahaki buluşmamız böyle buruk olmaz umarım
    Sizlere de keyifli okumalar. Dilerim siz yazarınızla sıcak sıcak içersiniz kahvenizi:)
  • Merhaba.
    Şimdi sizlere listemde güzel bir yere sahip olan ve edebiyat öğretmenim vesilesiyle listeme eklediğim. Geçte olsa okuduğum kitabın yorumunu yapmak istiyorum naçizane;

    Uzun zaman oldu okuyalı ama yazarın kalemini çok sevdim ve hemen “Bin Muhteşem Güneş” adlı kitabını da okudum. Diğer kitabı yani “Ve Dağlar Yankılandı” da listemde mevcut, inşâAllah onu da okumak nasip olur. Gelelim içeriğe; karakterler, olaylar ve betimlemeler gerçekten iyiydi. Bir anda o olayın içinde buluyorsunuz kendinizi ve empati sisteminiz devreye giriyor.

    Yazarımızın kitapları size kendinizi sorgulatıyor, karakterlerle hemen bağ kurabiliyorsunuz. Listemin ilk sıralarından yıllar geçse de inmeyecek gibi zira etkisinden hâlâ çıkmış değilim. Hikâyeyi net bir şekilde hatırlıyorum, bu bile tüm güzelliğini ortaya koyuyor.

    Çoğunuzun okuduğunu düşünsem de belki içinizde okumayanlar vardır. Mutlaka listenize ekleyin ve okuyun, keyifli okumalar dilerim..
    Sağlıcakla, umutla ve kitapla kalın.
    Merve Kaya ©
  • Merhaba Değerli Kitapseverler 

    Taptaze bir yorumla tekrardan sizlerle

    beraberim 


    #abbassayar #yılkıatı #kitapyorumu #tavsiyekitap


    Çok değer verdiğim bir arkadaşımın önerisi üzerine temin edip okuduğum bu eseri çok beğendiğimi söyleyerek başlamak istiyorum yorumuma. Hikayemiz orta anadolu'da fakir bir ailenin başından geçenlerle başlıyor. Ailemizin babası zengin olma hayalleriyle yanıp tutuşan bir insan. Hikayemizin ana kahramanı olan atımız ailemizin zamanında rahatça yaşamasını sağlamıştır. Yarışlar kazanmış, gıpta ile bakılmış, büyük kazançlar sağlamıştır aileye. Yıllar yılları kovalamış yaşlanmış ve yük olmaktan başka bir şey yapamaz olmuş aileye. Ailenin babası atı kış gelirken yılkıya bırakıyor. (Kendi başının çaresine bakması için doğaya salıyor) Tam burada başlayan hikayemiz atın gözünden anlatılıyor. Atın yaşadıkları, hissettikleri, duygularını bize çok güzel yansıtıyor yazarımız. İnsan Neyle Yaşar kitabında bir adama gün doğumundan gün batımına kadar gezdiğin ve daire içine aldığın tüm yerler senindir deniyor ve o adamın hırsla olan mücalesini okuyorduk. O hikayeyi andıran bu kitabı kaçırmayın derim. Abbas Sayar zamanında çiftlik işiyle uğraşmış ve derin gözlemleri sayesinde mükemmel bir eser ortaya çıkarmış. Köy diyalogları, şiveli cümleler, sık kullanılmayan deyimler kitaba ayrı bir hava katmış.Kitabın bize vermek istediği ince mesajlar çok iyiydi. Taşra edebiyatı sevenler, Anadolu'ya, köy hayatına, atlara meraklı arkadaşlar mutlaka okumalı diyerek 1971 yılında TRT Roman Başarı Ödülü almış bu kitabı tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum. 

    Yeni gönderilerde görüşmek üzere. Esenle kalın 🤗
  • İşte,böyle bir geceydi bu.Ne kadar az konuşulursa o kadar iyiydi.