Dengbej, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Artık ben gideyim," diyor hâlâ bir düşteymiş gibi.
"Sen bilirsin," diyorum ve ayağa kalkıyorum yavaşça. Benim de artık ne konuşmaya, ne dinlemeye, ne de düşünmeye takatim var. Zaten yorgun olan beynim darmadağın şimdi. Ama ona, o gencecik yüze bakıyorum; zarif, incecik, dikkat çekici bir tebessüm. Güçlü, kendine güvenen, duygulu bir bakış. Bir umut, bekleyiş, gidiş belirtisi, bir arzu ve hasret belirtisi. Ve bakışlarının arkasında çaresiz, ikircimli bir keder.
"Gitme" diyorum.
"Olmaz," diyor gülerek, "gitmeliyim, yorgunum, seni de çok yordum."
"Kastım bu değil, o ülkeye gitme..."
"O ülke... o ülke... kafanı takma," diyor ve otelin geniş kapısına yöneliyor.
"Adresimi, telefon numaramı vereyim sana, belki bir gün lazım olur," diyorum ve dışarıya kadar eşlik ediyorum ona.
"Hayır, teşekkür ederim. Gerek yok, artık hiçbir şeye gerek yok," diyor ve vedalaşıp karın altında ağır ağır yürüyerek gözden kayboluyor.

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık, Mehmed UzunAşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık, Mehmed Uzun
Merve SÜZÜK, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Olgunlaşan insan
için tek gerçek: Ben. Liberalizm, hakiki insan millettir, diyor. Fert, hodgâmlıktan kurtulmak, yani insanca
bir hayata kavuşmak istiyorsa devletin içinde erimeli. Devleti Tanrılaştırıyor liberalizm. Bundan daha
büyük istibdat olur mu? Siyasî hürriyet dedikleri, ferdin devlete ve kanunlara teslimiyetinden ibaret.
Çağdaş insan “Hukukun forsası”. Sosyalizm de komünizm de bir nevi “içtimaî liberalizm”. İnsanlara karşı
hürmüşüz de, özel mülkiyet canımıza okuyormuş. Özel mülkiyet kalktı mı hürriyetimiz tamamlanılmış.
İstedikleri bütün insanların yoksul, bütün insanların dilenci olması. İçtimaî liberalizmin insanlara vaadi:
Cihanşümul dilencilik. (Nitekim siyasî liberalizmin armağanı da cihanşümul kölelik olmuştur.) Her şey
herkesin olacakmış. Herkes kim? Toplum. Daima bir tecrit, daima hayalî bir varlık, hayalî ve ezici…

Bu Ülke, Cemil MeriçBu Ülke, Cemil Meriç
Belâzürî, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.

Bu Ülke, Cemil MeriçBu Ülke, Cemil Meriç
Ricardo hani Vatansız Ricardo, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Puan vermedi

Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
Aslıı, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

Düşünce şüpheyle başlar.Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak,kendimizi hataya mahkum etmek değil midir ?

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 53 - iletisim yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 53 - iletisim yayınları)
Lal Vaveyla, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u inceledi.
 18 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Saramago'nun başka bir eserini bitirmenin vermiş olduğu haz ve burukluk arasındaki duyguyla karışık bir şekilde yapacağım yorumumu. İnsan,din,devlet ve tüm bunları içine alan kaotik dünya denince akla gelen isimlerin başında gelir Saramago. Yarattığı kaotik dünyayı inanılmaz kurgusuyla o kadar başarılı aktarır ki dış dünyadan soyutlar okuru. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş isimli bu kitabında da bunu gayet başarılı yansıtmış. Yine çokça virgül,isimsiz kahramanlar, bilinmeyen bir ülke karşılıyor bizi bu kitabında da.Kitabı ilk okumaya başladığınızda diğer kitaplarında da olduğu gibi bir alışma evresinden geçiyorsunuz. Tıpkı karanlığa zamanla alışan gözlerimiz gibi. O müthiş kurgusu sonradan geliyor ve alıp görütürüyor bizi ölümün bir var olduğu bir yok olduğu dünyaya. Alaycı dilinden ayrı bir zevk aldığım Saramago bir diğer adıyla Virgüllerin Efendisi aynı zamanda Edebiyat Tanrısı olabilir miydi?

Mrt, Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni inceledi.
 21 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gelisen fin ulkesininin aydinlarinin bu gelisime on ayak olarak toplumda buyuk dalga yaratmasi ve devrimler ile egitim sistemi basta olmak uzere ulkeyi uygarlik seviyesine cikarmalarini anlatan kitabi cok begendim. Ulkelerinin kelime anlami bataklik olan bu ulke tarimi teknolojik ve akil yardimiyla gelistirip suan dunyanin kiskandigi konuma cesitli devrimlerle ulasmis ve gelismeye devam etmektedir. Nitekim dunyayi izlediginizde gayet sakin bir hayat ve ruya gibi olan yasantilarini izleyebilirsiniz. Ataturkumuzun bazi cumleleri icinden esinlendigi malumdur ornegin saglam kafa saglam vucutta bulur gibi. Kitap biz gelismekte olan ulkeleri hep bu seviyede tutmak icin kurulan bu oyunda gelismek asamasina gecmek icin oldukca yol gostericidir. Nitekim nutugun yeterli kivilcimi yaratamadigi su ortamda insanlarimiza almanlar yapiyor degil bu sefer finler yapiyor dedirtecek olan romani begenerek lise yollarimda okumustum. Keyifli okumalar dilerim.

Onuncu Köyün Delisi, Bu Ülke'yi inceledi.
Dün 11:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gözlerini kaybetmesine rağmen kızına kitap okutarak not alan bir isim Cemil Meriç.Böyle bir insanın , başka bir insana katacağı çok şey var elbette.Entellektüel seviyesine hayran olduğum,milliliğini kaybetmeden çağdaş olmayı başaran Cemil Meriç..Ruhu şad olsun.

Aslıı, bir alıntı ekledi.
 Dün 10:47 · Kitabı okuyor

Bana sorarsan kütüphanene dön, yani kitap ol, aydınlan ve aydınlat.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 47 - iletisim yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 47 - iletisim yayınları)
Burcu Bergen, Yaşamak'ı inceledi.
 Dün 09:04 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Adı "yaşamak" olup da bu kadar ölüm barındıran bir kitap nasıl da şaşırtıyor insanı. Çin'de köy köy dolaşarak geleneksel halk türkülerini öğrenmeye çalışan, insanların hikayelerini dinleyen anlatıcı bir köyde öküzü ile tarla süren yaşlı bir adamla karşılaşır. Adam Fugui'dir ve hikayesini anlatmayı pek sevmektedir. Bizler Fugui'nin öyküsünü dinleriz kitap boyu. Varlıklı bir ailede doğan Fugui, tek çocuk olarak zevk-i sefa içinde büyürken sorumsuz, savruk, terbiyesiz bir genç adama dönüştüğünde ellerinde olan tüm ata toprağını kumarda kaybeder. Efendi Fugui olur bize fakir bir adam. İşte o zaman Çin'in sefaletine dalarız biz de. Fugui'yi sonraki yaşamında yaşadıkları olgunlaştırır zamanla. Bir gün evden doktor çağırmak için çıkar ve zorla askere alınarak milislerle savaşmak için çok uzaklara götürülür. Yıllarca geri dönemez. Döndüğünde ise karısı ve çocuklarını ser sefil bulur. Yılmaz, yine sarılır hayata, bir çıkış arar... Bu arada Çin'de değişimler başlar... Komünler kurulur. Zenginler cezalandırılır. Halkın olan tüm mal devletin ortak malı olur. Devlete çalışır tüm ülke. Sonra herkes Mao'nun askeri olur; Fugui ve ailesi ise yaşam savaşı verirler. Sonunda 3 nesli birden toprağa gömen Fugui; elinde son kalan ailesi, öküzü Fugui ile dertleşe dertleşe umutla yaşamaya çalışır.

Okuduğum en en temiz yazılmış kitaptı diyebilirim. Ne sizi yoran betimlemeler, ne kanırtarak ağlatacak kadar dram var. Dozunda verilmiş, zamanla sizi güldürecek kadar komik olmaya başlayan kayıplarla Fugui okunmayı hakeden bir hayat yaşamış bence.

Kitap hakkında detay isteyenler için;

http://www.filmlervekitaplar.com/...-icin-bir-yorum.html