Evet bir Orhan Pamuk kitabını daha içimde tarif edemediğim, gülümseyen fakat buruk bakan bir çocuk gözlerinin en yoğun duygusuyla bitirdim. 1970-2007 arasında dönemin en can alıcı ilişkilerini, cinsellik, bekaret, zengin-fakir, çaresizlik ve peşinden getirdiği çare gibi kavramları aşk üzerinden anlatıyor. Ama ne anlatıyor ! Öyle güzel fakat öyle acınası bir aşk hikayesi ki zaman zaman Kemal'in utançlarını iliklerime kadar hissedip asil bir veda olsaydı yine aşk olurdu dedim. Kemal küçük bir çocuğun düşüncelerine önem verecek kadar duyarlı bir o kadar da bu aşk için kendini ziyan edecek kadar duyarsız. Kursağamızda kalır yaşanması mümkünken yaşayamadığımız her şey, İçimize kapanmak ister, yok olmak isteriz ya kitabı okurken Füsun'un yerine fütursuzca var olmak, Kemal'in yerine yok olmak istedim.
Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu”
Orhan Pamuk'un, "İlk ve son siyasi romanım" dediği Kar, Türk edebiyatının siyasi yanlarını ele alan, dönemi bütün içtenliği ve şiddetiyle ortaya koyan okunası bir kitaptır. Karakterimiz ka'nın Kars'a gelmesiyle başlayan roman Kars'tan gitmesiyle bitiyor. ka'ya gelen şiirlerden( çünkü ka şiirlerin bir yerlerden geldiğini sadece yazmak için kendisinin aracı olduğunu düşünüyor) ve şiirlerinde özümsediği o mutluluk, korku, çaresizlik, aşk hepsinin kitapta sır kalması benim eleştirdiğim noktalardan bir tanesi oldu. Kitabın sonuna kadar okurlarına armağan edeceği şiiri bekledim fakat hayal kırıklığına uğramadım, çünkü "KAR BANA ALLAH'I HATIRLATIYOR" cümlesi okuduğum bir çok şiirden daha güzeldi. Belki ben de kendi kar tanemi çizer, her çizgiye sonsuz anlamlar yüklerim. Ben Nisan ayını Orhan Pamuk için ayırdım, ne de güzel ettim.