Halifeye dünyaya meydan okutmak ve onu bütün İslâm dünyasının işlerinde söz sahibi kılmak düşüncesinde olanlar, bu görevi Anadolu halkından değil, onun sekiz on katı nüfusa sahip olan büyük Müslüman kitlelerden beklemelidirler! Yeni Türkiye’nin ve Yeni Türkiye halkının artık kendi varlık ve mutluluğundan başka düşünecek bir şeyi yoktur… Başkalarına verilecek bir zerresi kalmamıştır, dedim.
Bir an için farz edelim ki halife, İslam dünyasını bir noktada birleştirdi. Peki, hakimiyetimiz altına aldığımız milletler bağımsızlığını isterse ne olacak? Kuru bir teşekkür için mi göze alınacak bunca çaba?
Görülüyordu ki boş bir istek ve heves için Türk halkını mahvetmek istiyotlardı. Millete şunu da hatırlattım ki, kendimizi dünyanın hâkimi zannetmek gafleti artık devam etmemelidir.
Efendiler, mirasçısı olduğumuz Osmanlı Devleti'nin dünya gözünde hiçbir değeri, fazileti ve haysiyeti kalmamıştı. Devletlerarası hukukun dışında tutulmuş, sanki himaye ve korunmaya muhtaç bir duruma gelmiş gibi kabul ediliyordu.
Geçmişteki hoşgörürlüğün ve yapılan yanlışların sorumlusu biz olmadığımıza göre, yüzyılların birikmiş hesapları bizden sorulmaması gerekirken, bu konuda da dünya ile karşı karşıya gelmek bize düşmüştü. Milletin ve memleketi gerçek istiklal ve hakimiyetine sahip kılmak için, bu güçlüğe ve fedakarlığa da katlanmak bizim üzerimize yüklenmişti.
O güne dek Ethem bey ve kardeşleri hep bizim yanımızdaydı. Bastırdıkları isyanlarla birlikte halkın da onlara hoşgörü ve sevgisi artmaya başlamıştı. Bu da onları makam konusunda istekli hale getirdi.
General'in bazı garip soruları oldu: "Tasarlanıp yapılabilecek her türlü teşebbüs ve fedakarlığa başvurduktan sonra da başarı sağlanamazsa ne yapacaksın?" gibi? Şu cevabı verdim: "Bir millet varlığını ve istiklalini kurtarabilmek için düşünülebilen her türlü teşebbüs ve fedakarlığı yaptıktan sonra başarıya ulaşır. Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğu hükmüne varmak demektir. Öyle ise, millet yaşadıkça ve fedakarca teşebbüslerine devam ettikçe başarısızlık da söz konusu olamaz.”
Osmanlı hanedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, Türk milletine karşı en büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü millet her türlü fedakarlığı göze alarak bağımsızlığını kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği taktirde, buna kazanılmış gözüyle bakılamazdı. Artık vatan ve millet hiçbir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış kişilerin, devleti ve milleti koruyacak olan makamda kalmasına nasıl göz yumabilirdi?