" Babanın yerini oğul alır. Oğullar babalarının işlerini sürdürür, ileri götürürler. Dilerim babası (Çora) gibi olur, ona layık evlat olduğunu gösterir. Oğullar bizden akıllı, bizden bilgili, bizden ileri olsunlar. Kendilerine de, başkalarına da yararlı olsunlar. Biz de bunun için babayız. Oğullarımızın bizden daha bilgili, daha başarılı olmasını dileriz. Hayatın anlamı da budur."
"Tanabay, öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Şimdiki ağlayışı, ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için, işlediği suçlar için, karşısında duran Bibican için, kadar ikisini ayırdığı için, o müthiş fırtınalı gece için, Bibican'ın yarsız ve yalnız kalması, bir mutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi. Karalara bürünmüş Gülsarı için, çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için, dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Neler neler içinde o gözyaşları... "
"Düşünecek ne var bunda?! Yetti artık! Düşündüm, çok düşündüm de ne oldu? Sonunda partiden kovdular beni. Benim dostum-mostum yok artık. Ölüm döşeğine yattığım zaman beni yoklamaya da gelmesinler. Tek başıma da ölebilirim... "
"Bir köşeye yığılmış samanın üzerine çöktü, orada uzanıp kaldı. Yaşamak, çalışmak, uz gitmeyen işler için kaygılanmak ... Hiçbir şeyin anlamı, değeri yoktu artık. Hiçbir şeyi, hiç kimseyi görmek istemiyor, onu hiçbir şey ilgilendirmiyordu."