Kitap okumak sonsuz okyanuslardan yüzmek gibi ve bu yolculuğun sonu yok. Yetişmem gereken kitaplarla dolu milyonlarca otobüs var. Okudukça güçleniyorum.
Merhabalar, canım okurlar nasılsınız? Karlı,güneşli bir hava var buralarda, keyifli bir gün. Bugün Kayıp Kitabevi ile geldim buralara. Adında kütüphane, kitap geçen her kitaba hastayım. Gelin birlikte bakalım kitaba.
Üç kişinin bakış açısıyla anlatıldığı kitap geçmiş ve şimdiki zaman arasında mekik dokumaktadır. Kadının toplumdaki yerini, söz hakkını gbi ufak detaylarıda konu alıyor. İçerisinde bir kütüphane bulabileceğimiz gibi aşk ve arkadaşlıkta var. Eski kitapların, bulunamayan kitaplar, el yazmaları, değeri milyon eden yazarların kitapları ve kştpa simsarlarının bunları arayışları. Yanı sıra kitap sevenler ve kitaptan korkanlar. Aslında konu bakımında harika bir kitap. Kısa bölümleriyle rahat okunabilir. Kitap güzel ama eksik bir duygu hakimdi. Br türlü ne olduğunu çözemedim. Ona rağmen bence iyi. Karakterlerimize dönelim :)
Opaline, eski zamanların kadını. Birgün hırçın abisinden kaçarken bir kütüphaneye yolu düşüyor ve yolculuğu bu neticede başlıyor. Kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesinin zorlu olduğu yıllarda bu kütüphaneyi açıyor. Kütüphane de arşınlanan bir sihir havası hakim. Kitapların sihirli dünyası ve her evrene açılabilen bir kapı olması çok güzel bu uğurda. Fakat birgün çok değerli bir yazarın hiç yayınlanmamış el yazmasını buluyor. Değerini tahmin edersiniz. Fakat o sıra hamile ve o zamanlarda hoş karşılanmayan bu durumu abisi fırsata dönüştürüyor ve Opaline'yi deliler Hastanesi'ne kapatıyor. Topluma uygun davranmayan kadınların yatırıldığı bir yer aslında. Ne içler acısı bir durum.
Martha, şimdilerin kadını. Kocasından kaçarken Madam Bowden 'in yanında işe giriyor. Kaldığı odada ağaçların filizlenmesi, kayıp adında bir yer adlı kitabın aniden ortaya çıkmasıyla hayatı bu noktada değişiyor. Daha inanan ve kendine özgüvenli bir kadın haline
Kitabı parmak uçlarımın altında hissetmek bile beni yatıştırdı. Bunu kendime dahi açıklayamasam da kitaplar hayatıma istikrar katıyordu, onlar sayesinde ayaklarımın yere bastığını hissediyordum. Kelimelerin hayatta kalabilmesi bunu benim de yapabileceğime dair bana güven veriyordu.