Tek kişide odaklanan güçlü sevgiden sakının; bu, insanların bazen sandığı gibi, aşkın saflığının kanıtı değildir. Böyle her şeyi dışarıda bırakarak bir kapsüle hapsedilmiş - kendi kendisiyle beslenen, başkalarını umursamayan ve onlara bir şey vermeyen - bir aşk, kendi üzerine çökmeye mahkûmdur.
Budistler, ölümü sol omzunuzda taşıyarak yaşamanızı önerirler; ben ise bazen her iki omzumda birden taşıdığımı ve hatta bedenimin içine sızdığını hissediyorum.
İster uzun yaşayacak olayım ister kısa, şu an hayattayım. İnsanın hayatta uzun yaşamaktan başka umutlarının da olabileceğini görmek istiyorum. Ölüm veya acı çekme fikrine sırt çevirmek gerekmediğini ama bunlara uzun uzun vakit ve alan ayırmanın da lüzumu olmadığını bilmek istiyorum. Hayatın geçici olduğu bilgisine kendimi alıştırmak istiyorum. Sonra da bu bilginin ışığında (veya gölgesinde) nasıl yaşamam gerektiğini öğrenmek istiyorum. Şu an nasıl yaşanacağını...
Olabildiğince 'biz' olalım istiyorum. İki insan arasındaki boşluğun tamamen kapanması mümkün değildir ama bu boşluğu, bu odada olabildiğince küçültmek istiyorum.
Her şey, düşüncenin verdiği biçimi alır. Ve düşüncenizin kontrolü sizin elinizdedir. Dolayısıyla yargılarınızı ortadan kaldırmaya karar verdiğinizde huzura kavuşursunuz.