Bukowskivari
Kimsenin ulaşmak için bir çaba sarf etmeyeceği hayatın içerisindeydim. Bulunduğum yer kanalizasyon giderinden farksız bir yer olarak geliyordu bana. Kadınların kokusunu duymak istemeyecek kadar yalnız kalmak istiyordum. Hakkını da verebiliyordum. İçimdeki hisleri yitirebilmeyi başarabiliyordum. İnsanlarda nasıl bir kimlik bıraktığım umrumda bile değildi, her insan her yerde aynı renk geliyordu bana. Siyah görüyordum herşeyi ve iyi renklendirdiğimi düşünüyordum. Ve tam saati geldiğinde, biramı açtığımda herkesi aynılaştırabiliyordum.
Edebiyat
Bukowskivari
Aklımı kaçıra bildiğimi düşünüyordum. Bunca suyu eksik beynin içinde, yoğun ve yorgun aklımı tutamazdım. Uyum sağlayamamak, topluma karışan bir birey olmayı seçmemek, olduğu yere ait hissetmemek, gitmek ve hep gitmek.. Bi amaç ve bi telaş için yaşamamak aklımı buralardan götürmeye geçerli bi sebepti.. Bazen "aptal orospu çocukları" diye geçiriyorum içimden. Aklımla alay ediyorlar. Ve bu benim onlardan biri olmadığım gerçeğini yansıtıyordu diğer insanlara.. Alay edilecek hiç bir tarafları yoktu bile ve müthiş hakaretler edilecek karakterleri vardı. İnsanların çoğu beş para etmez çöp yığınıydı. Ve bu insanlar benim düşündüğüm kadar zeki değillerdi fakat müthiş aptallardı.
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bukowskivari
Görüntüm konusunda şanslı değilim, yüzümde yılların vermiş olduğu yaşanmışlıkların ufak tefek izleri var. Daha sonra çizgi, biraz daha sonra daha çok çizgi.. Bazen kendine bakmayı unutuyorsun, sonra aynaya bakmayı.. Bu yaşlılık gerektiriyor, ruhsal, zihinsel ve bedensel olarak. Ölünceye dek yaşamak bile zahmetli iş, bu hayat çok geç emekli ediyor insanı..
Edebiyat
Bukowskivari
Yeni akıllar, yeni kadınlardan daha iyi geliyordu. Diğer bütün kadınların verebileceği şeyler ilgimi çekmiyordu. Kadınlar bira içip sohbet edilecek canlılardı, hepsi iki memeden bir vajinadan oluşuyordu. Fizikleri önemli değildi, fakat fikirleri muhteşemdi..
1000Kitap