Bükre Nur Köse

Puan vermedi·%12 (40/312 syf.)
Belli ki negatif bir bakış açısında olduğum bir anda satın aldığım ancak hayata olumlu ve pozitif düşüncelerle bakmaya çalıştığım bir dönemde okumaya başladığım bu kitabı okumakta şu an oldukça zorlanıyorum. Kitap ise adı üstünde gerçekten “nevrotik bir gezegenden notlar”. Ama ben sanırım nevrotik bir gezegenin notlarını ve bir yazarın hayata yönelik kaygılarını okuyarak, kendi bilincimi ve tabii bilinçaltımı gündelik yaşamım içinde zaten maruz kaldığım negatif durumlarla daha fazla meşgul etmemeyi tercih edeceğim. Yazılanlar kurgu olsaydı bunu zihnimde başka bir yere koyabilirdim. Ne yazık ki, gerçek. “Gece Yarısı Kütüphanesi” bana hayattaki ihtimallerimizle ve tercihlerimizle ilgili olumlu bir bakış açısı kazandırmıştı. Ancak şu an bu kitapla anlaşamayacak gibiyiz.
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,722 okunma
Reklam
6/10
·190 syf.·
2022 7. kitabı
Hep bir yerlerde adını duyduğum ama daha yeni okuduğum bir kitap. Anlatımı pek aşina olduğum bir anlatım tarzı değildi. Özellikle de ilk iki bölüm bu yüzden yarım bırakmayı da düşündüğüm oldu. Kitaptaki akışı ilk yarısında anlamakta zorlandım. Yarısından sonra eğer okumaya devam etme kararı alırsanız, daha akıcı ve anlaşılır ilerliyor. Kötü bir özellik olabilir belki, ama okurken böyle tıkandığım kitaplarda son sayfayı açıp göz gezdirmeden edemem. Hele de akışı anlayamadıysam, acaba sonunda “Olay buraya nasıl gelmiş?” merakını uyandıracak bir cümle ararım ki devam etmek için beni motive etsin. Baktığımda ise sosyal medyada pek çok kez rast geldiğim ve bu kitaba ait olduğunu bilmediğim bir alıntıyı gördüm. Kitabı bitirebilmemdeki etken bu oldu diyebilirim. Ama eğer tavsiye vermek haddimeyse, arkadaşlarıma okuması için tavsiye edeceğim bir kitap da olmadı benim için. Buradan sonrası için kitabı henüz okumadıysanız, incelemeyi okumaya devam etmemeniz daha iyi olacaktır. Kitabın ilk basım yılı 1959’muş. O dönemler için karakterin gerçekten kitap ismiyle uyuştuğunu söyleyebiliriz sanırım. Günümüz içinse çok da aşina olmadığımız bir karakter değil gibi. Aylak adamın düşünceleri ve davranış biçimini bir türlü içselleştiremedim. Bir ölçüde anladım ama hak verdim diyemem. Kaotik ve travmatik olarak gördüğü çocukluğunda benimsediği fikirleri tamamiyle yetişkin dönemine taşımış, çocukluğunda bir şeylere sesini çıkartamadığından olsa gerek bir yetişkinken otomatik bir tepki gibi toplumsal normlara karşı çıkıyor. Ancak bunlara karşı gelirken tam olarak ne ne istediğini ne de ne istemediğini biliyor gibi geldi bana. Aylak olmayı da bir kaçış olarak görüyor gibi. Birçok şeyi kafasında fazlaca idealize etmiş ve bunlara erişememesi de hayal kırıklığı ve isyankarlığa sebep oluyor.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,2bin okunma