+Önümüzdeki nesiller, bizden bir iki yüzyıl sonra yaşayacak olanlar, kendileri için yol açmakta olduklarımız, bizi hayırla anacaklar mı acaba? Hayır, dadı, unutacaklar bizi..
-İnsan unutkandır ancak Tanrı hatırlar.
Bir suç işlediğini hatırlamıyordu ve ileride de cinayetten, kundakçılıktan ya da hırsızlıklıktan hüküm giymeyeceğine emindi. Ancak istemeden, kazara suç işlemek çok kolay değil miydi? Yalancı şahit çıkması ve adli hata da her zaman olanaklar dahilindeydi. Sıradan insanların asırlardır süregelen deneyimlerinden çıkan dersin, sefalet ya da hüküm giymenin, aslında herkesin karşılaşabileceği belalar olması boşuna değildir. Yargı sürecinde hatalar yapılması olasıdır ve bunda da şaşırılacak hiçbir şey yok. Resmi görevi ya da işi sebebiyle başkalarının acılarıyla ilgilenen hakim, polis, doktor gibi insanlar, zamanla alışkanlıktan o kadar hissizleşiyorlar ki, isteseler de muhataplarına yalnızca resmiyetle davranırlar. Bu açıdan arka bahçesinde koyunları ve danaları keserken akan kanın farkına bile varmayan köylüden farkları yoktur. Şahsiyetlere karşı takınılan tutum böyle resmi ve ruhsuz olduktan sonra hakimin masum bir insanı bütün özel haklarından mahrum ederek ona ağır bir ceza vermesi için tek şeye ihtiyacı vardır: Zaman. Karşılığı hakim maaşı olan, birkaç formaliteyi yerine getirebilecek kadar zaman...