Dün gece, ölümün toynak seslerini duydum. Sadece nal darbeleri ve toprağın altında yankılanan bir sabırsızlık hakimdi havaya. Atlar, ölümle yarışıyordu.
İnsana benzeyen hiçbir şeyde o tür bir vakar yoktur. Atlar, ölüme gözlerini dikmişti. Biz insanlar gözümüzü onlardan kaçırmak için günahları icat ettik.
Ama ne fayda? Ölüm, atları bile geçer. Ve biz, onların ardından nefes nefese sürünürüz. Belki tek şansımız, o yarışta seyirci olmamaktır. Toza danışabilmek. Geriye sadece bir iz bırakmalıyız unutuluşun çamuruna karışmadan.
Çünkü korkunç olan tek şey ölmek değil; hiç yarışmamış olmaktır.