Bu kitap, sadece kelimelerden ibaret değildir. Onu elimize aldığımızda, satır aralarında kaybolurken hissettiklerimiz, aldığımız notlar, hatta ilk kez kimin elinden geçtiği bile ona anlam katar. İliklerime kadar aşık olduğum kadın bana Aylak Adam’ı armağan ettiğinde, bunun sadece bir kitap değil, bana açılan bir pencere olduğunu düşünmüştüm.
Şimdi sen yoksun. Kitap duruyor. Sayfaları çevirirken parmak izlerin hâlâ orada mı bilmiyorum, ama ben artık o sayfalara bambaşka bir gözle bakıyorum. O zamanlar aşkla baktığım cümleler, şimdi içimi burkan hatıralara dönüşüyor. Senin altını çizdiğin satırlar, belki de farkında olmadan ayrılığımızı önceden yazmıştı.
Aylak Adam, kaybedişin kitabıydı. Kaybolmuş bir adamın hikâyesi, kaybettiğim bir sevdanın izleriyle birleşti. Beni ben yapan şeyleri senin sayende fark ettim, ama artık bunu seninle paylaşamıyorum.
Ve kitap hâlâ burada, sessizce bana bakıyor.