Elif

Elif
@buludkafa
Burası benim okuma günlüğüm.. Kitap paylaşımı yaptığım instagram hesabıma da beklerim instagram.com/buludkafa/profi...
Puan vermedi·128 syf.·
2026 34. kitabı
| Merve Uygun - Tasa Kuşları Geçtiğimiz ay okuyup paylaşmayı unuttuğum bir kitap daha. Uzun zamandır öykü türünde bir kitap okumadığım için Tasa Kuşları benim için güzel, farklı ve özlem dolu bir okuma oldu. Tasa Kuşları, okurunu “evvel zaman içinde” diyerek uzak diyarlara ve bilinmedik insanların hayat hikayelerine götüren bir kitap değil. Aksine dünün, bugünün ve yarının arasından süzülen insan hikâyeleriyle yaşadığımız zamanın gerçekliğinin tam ortasına bırakıveriyor. Reels videoları, DM’ler, date’ler hatta Dubai çikolatası derken bazen bir kafede oturup yan masadaki zamane insanının sohbetine kulak vermişsiniz hissi uyandırıyor. Bir yandan tebessüm ettiren öykülerdi bunlar… bir yandan da fark ettirmeden yaranın çevresinde dolaşıp usul usul sızlatan… Okurken bazı satırlarda bunu derinden hissettim. Özellikle kitaba ismini veren Tasa Kuşları öyküsü. O kadar etkileyiciydi ki Naz’ın başının üstünde, omuzlarında, bazen de sırtında taşıdığı tasa kuşlarından biri kitap bittiğinde sanki benimle kalmaya devam etti. Elif
Tasa KuşlarıMerve Uygun · Ketebe Yayınları · 20267 okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.·
2026 35. kitabı
| Hediye Demet Akan-Yara Atlası Okurken alıntılara boğmamak için direndiğim bir kitap daha. İnsanın kendi içindeki okyanusa yaptığı sessiz ama derin yolculuk gibi hissettirdi bana bu kitap. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey aslında içindeki olay örgüsünden ziyade hissettirdiği hislerdi. Böyle bir roman olacağını hiç düşünmemiştim. İçimdeki kelimelerin bu kitapta sayfaları doldurduğu yerlere şahit oldum. Romanın merkezindeki karakter, hayatın içinde var olmaya çalışırken kendine yabancılaşmış bir insan. Kalabalıkların arasında yalnız hisseden, kendini takdir etmesini bilmeyen, insanları iyi gözlemlemeye bağlı iç sesiyle yaşayan ve içinde neyin eksik olduğunu tam olarak tarif edemediği bir boşlukla mücadele eden “travma yükü fazla” olan biri. Biz de bir doktorla konuşmalarına şahitlik ediyoruz. Bu aslında bir tedaviden çok, kendi ruh okyanusunun derinliklerine doğru yapılan bir keşfe dönüşüyor. Okurken birçok yerde kendimden parçalar buldum. Hatta bazı sayfalarda, terapide konuşan kişi sanki benmişim gibi hissettim.🫨 Sanırım yazarın en sevdiğim yanı da bu oldu. Görünmeyen yaraları öyle güzel anlatıyor ki insan kendini anlaşılmış hissediyor Üstelik yazar bunu çok sade ve samimi bir dille yapıyor. İnsan bazen içindeki boşluğun sebebini de, taşıdığı yaranın yerini ve kaynağını da tam olarak bilemeyebiliyor. Ama bu kitap, o boşluğa ışık tutuyor ama size o boşluğun kaybolacağını vadetmiyor.. adını koyamadığın duyguların peşine düşüp yaralarının atlasını çıkararak sana kendini biraz daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. Bazı yaraları iyileştirmek istemiyorum daha fazla. Düzeltmek istemiyorum. Acıyla terbiye edilmeye razıyım. İnsan, Allah’ı en çok acıdan kıvranırken hatırlıyor, yalan değil. Ve insan konuşmaların en güzelini Allah’a acıyla yaklaştığında yapıyor.
Yara AtlasıHediye Demet Akan · Timaş Yayınları · 202662 okunma
10/10
·200 syf.·
2026 26. kitabı
Tadını çıkara çıkara, görselleri inceleye inceleye okuduğum güzel bir kitaptı. Tam da Kâbe’nin geçmişi, Mekke’nin tarihi ve o mukaddes yolculuğun manası üzerine okumalar yapmak istediğim bir dönemde ve bunu dillendirdiğim bir zamanda tevafukla nasip oldu bu kitap. Öyle bir kitap ki okurken sadece sayfaları çevirmiyorsunuz; sanki o toprakları adım adım tanıyor, Kâbe’ye biraz daha yaklaşmış hissediyorsunuz. ️ Kitapta yalnızca tarihî bilgiler yok. Hac ve umre ile ilgili bilgiler, Mekke’de yaşanan önemli hadiseler, mescidlerin geçmişi, Kâbe’nin inşa süreci, örtüsü gibi bir çok başlık altında öyle güzel bilgiler aktarılmış ki insan okurken hem öğreniyor hem de derinden etkileniyor. ️ Anlatılanların görsellerle desteklenmesi ayrıca akılda kalması için çok kıymetli olmuş ️ Hac ya da umreye gitmeden önce mutlaka okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bizler müslüman olarak bir ibadeti yapmadan önce onunla ilgili hazırlık yapmamız, manasını kavramamız gerekir ki sadece şeklen yapılan, içi boş bir eylem olarak kalmasın. Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu? O yüzden insan nereye gittiğini, hangi izlerin üzerinde yürüdüğünü önceden okuyup öğrenmeli ki kalbiyle hissedebilsin ruhuna gerçekten dokunabilsin ve gönlünde iz bıraksın. Ebubekir Sifil hocanın kitapla ilgili dediği gibi “Hac ya da umre öncesi neyi nasıl yapmamız gerektiği konusunda bilgi sahibi olmak şüphesiz elzemdir. Sadece bunu sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda hac ve umre bilinci de oluşturuyor bu çalışma”. Emekleriniz için Allah razı olsun Meryem Bastan
Kâbe-i MuazzamaMeryem Bastan · Kayıhan Yayınları · 202611 okunma
10/10
·232 syf.·
2025 82. kitabı
Unutulmuş bir kadının unutulmaz hikayesi Kıymetli Sadiye Erol Aykaç , yıllar sonra sessizliğini sessiz bir mirası kaleme alarak bozdu ve diğer kitapları gibi kalbimde bu kitabı da iz bıraktı Şimdi size biraz “Ben Zübeyde” kitabından bahsetmek istiyorum umarım hislerimi aktarabilirim Kitabı bitireli günler geçti ama kafamda dağınık duran kelimeleri cümleleri toparlamaya çalışmam zaman aldı. Bazen kitabı okuyup bitirmek kısa bir süreyi alsa da bıraktığı o hislerle cümle kurabilmek, cümle kurarken de kitabın hakkını verebilecek miyim telaşı, korkusu daha uzun sürüyor 🪻Bazı kadınlar vardır; isimleri belki hiç duyulmamış belki de unutulmuş olsa da, bıraktıkları izler kitaplara, masallara konu olur. İşte Zübeyde Sultan öyle bir kadın. Harun Reşid’in ismini daha önceleri duymuştum ama Zübeyde Sultan ile ilgili ilk defa bilgi sahibi olmuş oldum kitapta. O, Halife Harun Reşid’in eşi, Haşimi soyunun ilk valide sultanı Zübeyde ... O, tek duası ve en büyük imtihanı olan evladı El-Emin için çarpan yüreğiyle bir anne Zübeyde… O, bir gece gördüğü rüya sonrasında tüm servetini infak eden Zübeyde.. Zübeyde Sultan; soylu oluşu, güzelliği, asaleti, dindarlığı ve zekâsıyla bir dönemin en parlak yıldızıymış desem abartmış olmam sanırım. Ancak onun asıl gölge gibi iz bırakan hikâyesi, sahip olduğu zenginliği değil de o zenginliği ne için ve nasıl kullandığıyla başlıyor. Cemile Ninenin dediği gibi “Bizi biz yapan, bizi öteye taşıyan şu fani dünyada bir gölge bırakmaktır. Gölge; sözlerimiz, evlatlarımız, yaptığımız hayratlar ve belki en saf mânâsı ile bir ağaç dikmektir.” İşte Zübeyde Sultan da bunu yapmış. Gördüğü bir rüya sonrasında kutsal topraklara suyu ulaştırabilmek için zinetlerini dahi hiç düşünmeden feda etmiş. Tabii bu hedefine ulaşmak o kadar kolay olmamış. İnşirah
Ben ZübeydeSadiye Erol Aykaç · Nesil Yayınları · 2025177 okunma
10/10
·232 syf.·
2024 27. kitabı
Esselâmü Aleyküm Abdülaziz Kıranşal hocanın kitapları muhakkak okunmalı diyorum. Hocamızın üslubu gayet akıcı ve iğneleyici. Helal olsun sözlerini üzerine alınabilene. Kendisinin yazılarını videolarını da takip ettiğim için kalben muhabbet besliyorum kendisine Kıymetli hocamız bir dava adamında bulunması gereken özellikleri, nelere dikkat etmesi, nasıl davranması gerektiğini her konuda ele almış. Çünkü bir dava adamı sadece davasını dillerde yaşamaz. Her hareketiyle, duruşuyla, sözüyle, gerektiğinde sakinliği ve sabrıyla, gerektiğinde öfkesiyle davasının farkında olan insandır dava adamı. Siyonizme başkaldırmayı, faize ve sömürüye karşı mücadele etmeyi bilen ve bunları da bir cihad olarak gören insandır. Gerçekten okurken hem bir uyanış yaşıyorsunuz hem de kendimizi kandırmışız diye kendinize kızıyorsunuz. Mutlaka okunmalı, ders alınmalı, hayata geçirilmeli. Ama hocamızın kitabının ortalarında söylediği gibi “Hareketin en büyük hatası uyuyan insanları örgütlemeye çalışmaktır. İnsanları önce uyandırmalısınız ki eyleme geçebilsinler.” Öncelikle uyanalım!
Genç Dava AdamlarınaAbdülaziz Kıranşal · MGV Yayınları · 2022123 okunma
Reklam