Ne kadar yakın olduğumuzu düşünsek de kimse kimsenin hayatında değildir. Artık yalnızca birbirimizin hayatından teğet geçtiğimizi kabul edebilirim. Ne zaman nereye yığılıp kalacağı belli olmayan insanlarız. İnsanların büyük aşkları, en derin kardeşlikler ve hatta birinin öz evladı olmak tanışıklıktan öteye gidemiyor. İnsan can paltosunu tek başına taşıyor ve kimselere haber veremeden çıkarıyor üzerinden.
Ey Allah'ım, bizi topraktan yarattığın için mi bunca şey gömdüm ben bu bedene? Burada olan burada kalsın diye mi eşeledim bedenimi, o yüzden mi derin çukurlar kazdım, o yüzden mi içime sakladım bunca kederi, gecikmişliği ve hasreti?
Ben ne zaman, insan kalabalıklarına baksam, sırtlarında sabıka kayıtlarıyla dolaşan bir güruh görüyorum. Çünkü insan, başını öte yana çevirmeyi çok iyi bilir ve bu, tüm kötülüklerin başladığı yerdir.
“Acıdan bal damıtmayı öğren. Kırıldığın yerden yeşermeyi, tam da oradan filiz vermeyi. Sen bu dünyadan sonsuzluğa akan bir ırmağın balığısın ve elbette cennetteki ırmaklara karışacaksın. Tülden yüzgeçlerle hayata karşı koymak ahmaklıktır. Bunu kabul et ki akıp gidesin."