“Pencereden ufka dalarak öldürdüğü saatler, haftalarca gülmeden geçirdiği zamanlar Ruhî bir buhranın olduğu kadar müthiş bir kararsızlığın da alâmetleri olabilirdi”
“Askerliği Bir meslek değil, bir inanç olarak kabul etmişti. Kendisine babasından ve dedesinden miras kalmış olan askerlikten gayrı bir şeyin mevcut olabileceğini düşünmezdi. Ona göre insanlar kumanda edenlerle kumanda edilenlerden ibaretti ve hayat denen nesne, süngü takıp avcı hattında yürümekten başka bir şey değildi”
“Hakikaten şu insanlar pek müz’iç mahlûklardı. Kendi akıllarının üstünlüğüne inanarak başkasına öğüt vermekten vazgeçmiyorlar, fakat kendi gülünçlüklerini, zavallılıklarını da bir türlü idrak edemiyorlardı”