Bu kitap sürekli başlayıp bir türlü tamamlanmayan, sonu gelmeyen hikayelerle örülü ama tam da bu yarım kalmışlık hissiyle lezizleşen bir kitap. İçinde gazete satırlarından ev sahibinin kızına, Neslihan’dan restoran anılarına, Mevlevilikten bir fotoğraf dükkanına ve Figen’e kadar pek çok farklı hikaye kırıntısı yer alıyor.
Yazar her defasında yeni bir hikayeye yelken açacakmış hissi uyandırıyor ancak bu hikayelerin bir anda kesilmesi bile kitabın cazibesini azaltmıyor aksine metni daha da çarpıcı kılıyor. Özellikle alıntı yaptığı kitaplar, değindiği tablolar ve hayalindeki kaza anına eşlik etmesini düşündüğü şarkı listesi —hepsi de benim zaten çok sevdiğim eserlerden oluşuyordu— kitabı benim için daha da özel ve keyifli bir hale getirdi.
Sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz, doğru tahmin ettiğinizi sansanız bile hikayelerin son sayfasında sizi şaşırtacak, tuhaf hikayelerden oluşan harika bir kitap.