Bu yapının önüne gelince bir bağlama sesi duydum. Ara sıra sessizce, "Yaşa, var ol âşık!" diyen sessiz sesler işittim. Çömeldim. Dinledim. Âşık hep yaylanın ve ıssız dağın insanının kelimlerini söylüyordu. Yar, diyordu. Kaza, keder, diyordu. Merhaba, diyordu,. Ölü, diyordu. Vardım, diyordu. Zeval, diyordu. Dağa sordum, diyordu. Dağ ses verdi, diyordu. Issız, diyordu. Gurbet, diyordu.
Kaybettiğim her şeyi; insanlığı, cesareti, sıhhati, iyiliği, safveti, dostluğu, alınterini, sessizliği yeniden bulacak; belki yeniden bir adam olmasam bile bir temiz hayatın içinde hayran, meyus ve mahcup ölümü bekleyecektim.