Bunca batık ve sır neyi söylerdi
marifet miydi sümbüllerle açılan sesimin örgüsü,
beni ehven-i şer’den öteye götürür müydü?
tâkatsiz dillerin esvâbını yırtan menkıbeler,
küllenen bir ocağın başına oturtup
babama o giz sözleri söyletir miydi yeniden:
günüm ve zamanım nerdeyse orda tamamım,
nerdeyse şer meleklerim orda hazırım..
rüzgarda dalgalanan bir perde kadar
dokunaklıydı onca aleve susan babamın gözleri,
bakmam diye düşünürken
nişân oldum ona..