Burak Yılmaz

Burak Yılmaz
@burakyilmaz74
Essen /Almanya
3 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
illaki bir duvar kilimi. Göçmen evlerinin olmazsa olmazı. Üzerinde geyik,ceylan, tavus kuşu motifi, veyahut bir cami ve ay yıldız işlemesi. Kilimin altında toplanıyorlar aileler. Akşam sohbetleri, çay muhabbetleri hep aynı yerde, kilimin gölgesinde yapılıyor. Radyo başında türkü bekleyen de, mektup yazıp okuyan da kilimin altını mesken tutuyor kendine. Burası yıllardır tanıyıp, bildikleri huzurlu bir mekan sanki. Bir yere sırtlarını dayayacaklarsa eğer, duvarın bu kısmını yeğliyorlar. Bir sığınma hissi ve derinlerden gelen güven duygusu için.
vadi yayınları·Kitabı okudu
Reklam
1965 yılının ramazan ayında olanları hem Almanlar hem Türkler yıllar sonra bile unutmayacak. Yılın ilk günlerinden itibaren Köln'deki işçiler bayram namazını kılmak için geniş ve kapalı yer aramaya başlıyor. Birden bire sürekli önünden geçip gittikleri Dom Katedrali akıllarına geliyor. "Bundan büyüğü mü var" işçilerden oluşan heyet taleplerini bir şekilde Kardinal Frings Denkmal'a kadar ulaştırmayı başarıyor. Bekledikleri izin çıkıyor. Tarihi Dom' da bayram namazı kılınacak. Heykeller örtülerle kapatılıyor, herkes kendi seccadesini getiriyor ve yüzlerce Türk işçi 3 Şubat 1965 günü Dom'un kuzey yakasında bayram namazını kılıyor.
vadi yayınları·Kitabı okudu
Nida Tüfekçi bir türkü uçuruyor Anadolu'dan Ren Nehri'nin kıyılarına doğru "Sabahınan esen seher yeli mi? " Odadan, koridora,oradan diğer odalara süzülüp gidiyor tınısı. Birazdan birbilerine sarılıp kucaklaşacaklar. Bu gece hiç unutulmayacak. "Bir gün nasıl olduysa TRT'yi denk getirdik. Bir daha bulamayız diye radyonun düğmesini tutkalla yapıştırdık. Sonra da o çaldı biz ağladık."
vadi yayınları·Kitabı okudu
Sekiz yıldır oturduğu Weidengasse Sokağı'ndaki evinin penceresinden uzun uzun bakıyor. Göçmenlik bir buğulu cam hali değil mi? Ne dışarsı net olarak görünüyor, ne de içerisi. Ama yine de göçmenler hep bir pencere arıyor. Akıp giden hayata pencerenin ardından bakmak düşüyor nasiplerine...
1971'de gittik Almanya'ya. Düsseldorf'ta bir torna-freze fabrikasında çalışmaya başladım. İlk yıllar bize karşı davranışlarında anormallik yoktu. Sonra yavaş yavaş bir yabancılaşma başladı Türkler Almanlar arasında. Ülkelerindeki işsizlik arttıkça, işsizliğe bizim sepeb olduğumuzu düşünmeye başladılar. İş bulamama, kötü muamele canımıza tak dedi. Dönmekten başka bir çözüm yolu göremedim,dönüyorum. -Nazım Kurt
Reklam