yaşamak isteyen herkes de öldü, ben... bense ölümün kapısına kadar gitmiş olmama karşın, yaşadım! Satıldım, elden ele geçtim, kurudum, içim kurudu, buruştum sonra da bu rezil beni satın alıp buraya getirdi..
"Belki de yol budur ama vazgeçmiş olanlar için hiç umut yok!"
"Hiç! Pisliğin içinde yaşıyor, iğrençleşebileceğimiz kadar da iğrençleşiyoruz. Ölmeye can atıyor, kendimizi öldürmeye cesaret edemiyoruz! Umut yok! Umut yok! Umut yok!..
"Seni bu kadar kötü yapan nedir Topsy? Neden iyi olmaya çalışmıyorsun? Hiç kimseyi sevmiyor musun Topsy?"
"Sevgiye ilişkin hiçbir şey bilmiyorum, ben şekerle yemiş severim, o kadar."
İnsanın içinde kimi zaman o kadar sakin ve net konuşup dünya zamanının kısa olduğunu söyleyen o ses nedir? Çürüyen doğanın gizli içgüdüsü mü yoksa ölümsüzlük sürüklenip giderken ruhun atan nabzı mı?