Burhan Güler

Burhan Güler
@burhan1910
211 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·168 syf.·
2026 2. kitabı
Elveda Demeden Önce, sadece bir roman değil; insanın içinde yıllarca taşıdığı yarım kalmış cümlelerin, söylenemeyen sözlerin ve kaçırılmış fırsatların hikâyesi. Kitabı okurken zaman zaman karakterleri değil, kendi hayatımı düşündüm. Çünkü hepimizin içinde keşke dediği bir an, yeniden konuşmak istediği bir insan ya da yarım kalmış bir vedası vardır. Toshikazu Kawaguchi sade bir dille çok güçlü duygular anlatmayı başarıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu. Gösterişli cümleler kurmadan insanın kalbine dokunuyor. Her hikâyede farklı bir hayatla karşılaşsak da ortak nokta aynı: İnsan bazen geçmişi değiştirmek istemez, sadece içindeki yükü hafifletmek ister. Kitap bana, bazı insanların hayatımızdan gitse bile bıraktıkları izlerin kolay silinmediğini hatırlattı. Geçmişe dönme şansımız olmasa da, bazı duygularla yüzleşmenin insanı özgürleştirebileceğini gösterdi. Yavaş ilerleyen ama hissettirdikleri uzun süre akılda kalan bir kitaptı. Son sayfayı kapattığımda içimde hafif bir hüzün ve garip bir huzur kaldı. Son söz: “Bazen bir insana veda etmekten daha zor olan şey, ona söyleyemediklerinle yaşamaktır. Elveda Demeden Önce, tam da bu sessiz yükün hikâyesi.”
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025573 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.·
2026 1. kitabı
Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek tam sessiz ama içi dolu kitaplardan biri. Öyle büyük olaylar, abartı karakterler falan yok. Ama verdiği his bayağı gerçek. Kitabı okurken insan kendini biraz yalnız, biraz da dünyadan kopmuş hissediyor. Zaten bence kitabın olayı da bu. Richard Brautigan çok sade yazıyor ama bazı cümleler direkt insanın içine oturuyor. Her şey sakin ilerliyor ama altında garip bir hüzün var. Özellikle hayata dışarıdan bakan insanlar bu kitabı daha iyi anlar diye düşünüyorum. Bana göre kitap “sessiz insanların kitabı” gibi. Çok konuşmadan derdini anlatıyor. Bitince öyle vay be diye değil de, insanın içinde garip bir boşluk bırakıyor. Zaten güzel tarafı da bu. Her şeyi anlatmıyor, birazını sen hissediyorsun. “Bazı kitaplar okunur geçer, bazıları ise insanın içinde kalır. Bu kitap bitti ama hissi hâlâ duruyor.”
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026113 okunma
Uzun bir süre sonra merhabalar..
Şafak sökmez burada Gece uzundur, dağ sağır Bir komando düşer toprağa
İlk okuduğum da (15 yaş) benim de aşk romanı sanmam..
Puan vermedi·160 syf.·
2024 215. kitabı
Bu kitap, çoğu insanın diline sakız ettiği bir “aşk hikâyesi” değil. Benim için insanın kendi suskunluğuna yenilişinin romanı. Sabahattin Ali, Raif Efendi diye herkesin görmezden geldiği bir adamın içine sakladığı koca yangını öyle bir açıyor ki, okurken insan kendi iç çekmecesini açmış gibi oluyor. Raif Efendi’nin hayatı dışarıdan bakınca sıradan; ama içindeki fırtına kimsenin taşıyabileceği bir yük değil. Maria Puder’le arasındaki bağ ise ne klasik bir aşk ne de romantik bir hayal… Bu, iki yaralı insanın birbirinin karanlığını tanıması, orada kısa bir süre nefes alması. Sahiplenme yok, beklenti yok. Sadece iki insanın birbirini anlaması. Zaten dünyada en zor şey de bu değil mi? Maria güçlü görünüyor ama içi paramparça. Raif sessiz görünüyor ama ruhu çelik gibi. İkisi de toplumun ezip geçtiği insanlar. Ve en çok da kendi yalnızlıklarının altında kalmışlar. Kitabın en ağır tarafı, bitince hissediliyor: Hayatta bazen en değerli şey, kimsenin bilmediği iç acımızdır. Raif Efendi’nin yıllarca sakladığı defter gibi… İnsan en çok orada gerçek hâline kavuşuyor. Kürk Mantolu Madonna bana şunu hatırlattı: Bazı insanlar görünmez savaşlar verir; onların kahramanlıkları kimsenin alkışladığı şeyler olmaz. Sessizdir, içe dönüktür, karanlıktır. Ama gerçektir. Ve belki de en kötüsü şudur: İnsan bazen hayatının en büyük acısına bile geç kalır.
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,6bin okunma
Reklam