• Hep iyimser bir insandım ama zaman beni buruk,yalnız ve üzgün bir kadına dönüştürmekte ısrar ediyor...
  • Sokakta sen varsın diye yavaşlattığım adımlarım, derin derin nefes alışlarım, elimi nereye koyacağımı bilememelerim artık yerini hızlı adımlara ve buruk bir tebessüme bıraktı.
  • Gönlün kırık, sesin buruk, atın rahvan
    Ateşin aklına Kerem'i soktun
    İçindeki korla büyüttün kendi külünü
  • "Derken o kokuyu aldı. Sonun habercisi olan yavan, bu­ruk, ekşi, kesik, metalimsi, çürük kokuyu. "
  • Kovalıyor günler peş peşe bir birini hergün bir macera heyecan sarmış çocukluğumuzu .

    Ramazan bayramının gelmesine bir hafta kadar zaman kaldı .

    Ve biz çocuklar o dönemlerde eczanelerden alınan o küçük ince üzerleri baskılı poşetleri. Bir halının altında biriktirirdik .
    Bayramda o poşetler ile şeker toplamaya gidecektik . Komşularımızın ellerini Öpecektik
    Mesela banko komşularımız vardı el öptüğümüzde bize para veren .

    Bir cumartesi günü mahalle pazarı kurulmuş
    Mahalleli pazar alış verişi yapıyor çarşıya gitmek istemeyen pazardan çocuklarına bayramlık alıyorlar. .

    Herkesde bayram telaşesi vardı o hafta
    Bayramda giyer
    Bayramda yeriz
    Bayramda bizede gelin
    O bayramlıklar alınmış
    Şeker toplayan çocuklara şu cam şekerlerden ver
    Eve gelecek olanada çikolata ve içi dolgulu şekerlerden karışık yap .
    Tel kadayıfı alanlar .

    O gün pazar daha bir kalabalıktı herkes bayrama hazırlıyordu kendini .


    Biz pazarda geziniyorduk mahallemizde pazarcılık yapan komşularımıza yardım ediyorduk .
    Beş kilo al dört kilo ödeee
    Gel vatandaş gel
    Sulu sulu. Taze taze
    Böylesi daha bu pazar da görülmedi

    Diye bağırıyoruz , meyve sebze satan,textil,ayakkabıcı artık kimlere denk geldiysek yancılık yapıyoruz yanlarında .

    Annemi gördüm gittim yanına ne almış diye
    Poşetleri tırtıklıyorum şekerleri gördüm bi acuç kadar aldım .
    Katır kutur yemeye başladım emerek yemek ne yazıkkı tarzımız değil .

    Annemin elinden bir kaç taşıya bileceğimiz poşetlerden aldık gidip bizim eve bıraktık

    Geri döndük pazara doğru çünkü prensip edinmiştik pazar yeri girişinde takılıp komşularımıza yardım etmeyi .

    Gelen gidene yardım ediyor pazardan artık bizim yiyeceğimiz ne varsa poşetlerden onları tırtıklıyorduk her zaman olduğu gibi

    Bayram iyice yaklaşmaya başladı mahalledeki kadınlar bir ekip kurup baklavalık yufkalar açıyordu .

    Annem kendi ponçik kankalarını toplamış
    Herkese 3-4 tepsi baklava yufkası açıldı tepsilere dizildi

    Artık kim neyli istiyorsa fındıklı,cevizli,fıstıklı

    Bu sahnede kabuklu cevizleri ve kabuklu fındıkları kırmak bize düşmüştü

    3 tane kırıyor ayıklıyor , bir iki tane yiyorduk
    Buda bizim oklava ile kovalanmamıza sebeb olmuştu . Sürgün yemiştik Bizde haliyle o ortamı terk etmiştik kimde para var ben de , bendede var , bende de var iyi hadi eski moo alalım gittik Eskimo yapan komşunun her zaman ki gibi. Mutfak camını tıkırdamaya nerdeyse camı kıracağız ama açan yok

    Camı biz yaşlarda bir kız açtı ama tanımıyoruz
    Sonra TEYZE diye seslendi
    O an anladık misafir gelmiş ne güzel kızdı diye konusuyoruz kendi aramızda ama tertemiz duygular ile

    Bizim çetenin bütün üyeleri o Kıza aşık olmuştuk .
    Bir daha görür müyüz diye teyzesinin evinin çevresinde kamp kurduk resmen sürekli evlerinin etrafında takılıyoruz

    Arkadaş olmuştuk mahallenin diğer kızlarıda
    Vardı. Fakat odak noktası SUDE idi neden kimse bilmiyor ama odak noktası o idi mahalleye yabancı olmasından sanırım

    Bizim kızlar kıskanıyor ama çaktırmıyorlardı .
    Artık yavaş yavaş durumlar şaç çekmeye başlamıştı. Taki sudenin teyzesi hadi teyzem gel yemek vakti burası Almanya gibi değil burda yemek aile ile beraber yenir demişti
    Vay be diyoruz Almanya gerçi neresi bilmiyoruz da ama Almanya .
    Yavaş yavaş herkes dağıldı evlerine yemek yemeye sonra tekrar buluştuk saklambaç oynuyoruz kızlarda var .
    Ebe saymaya başlıyor bütün erkekler sudenin olduğu yere saklanıyor resmen biz Kendimizi
    Sude için sper ediyorduk .

    Bizim sobelenmemiz önemli değildi sude söbelenmesin di herkesin derdi bizim kızlar kıskançlık yaparak sek sek oynamaya başladı
    Sude de o tarafa geçmiş oldu

    Biz erkekler kasap önündeki kedi gibi ciğere bakıyoruz . Sonra öğrendik bayram tatiline gelmişler bayramdan sonra gidecekler .

    Bayramlıklar alındı jilet gibi giyildi .
    Abdestimizi aldık bayram namazına gittik
    Namaz çıkışında bütün herkes. Bir biri ile bayramlaştı . Evlere gidildi kahvaltı yapıldı , Ben hemen annem,babam,ablalarım ve abimle bayramlaşıp yakın komşulara gidip el öptüm harçlıkları topladım .
    Eve gelip aylar öncesinden hazırladığım poşetlerimi aldım , ben arkadaşlarımla şeker toplamaya gidiyorum dedim .
    Çete üyeleri toplandık ve bütün mahallenin altını üstüne getirdik gitmediğimiz ev öpmediğimiz el kalmamıştı .

    Poşetlerimiz ağızlarına kadar şeker dolmuştu
    Ben güzel şekerleri ayrı koyuyordum SUDEYE verecektim 🙈
    Bitti şeker Faslı mahalle hallaç pamuğu edilmiş ve kendi aramızda konuşuyoruz
    Ordaki evde verilen şekerler çok güzeldi
    Herkes de hobby almış felan diyorduk
    Düşünmüyorduk kimsenin bütçesini
    Aldı alamadı durumu var yok çünkü çocuktuk heveslerimiz isteklerimiz hayallerimiz vardı

    İstediysek olmak zorundaydı ,

    Ben bütün güzel şekerlerimi sudeye hediye etmiştim hayatımda verdiğim en şeker hediyeydi oda kırmadı beni sevinerek aldı

    Bayram evet şeker gibi. Geçiyordu
    Eve gelen giden komşular , evin kapı girişi ayakkabı dolu biz çocukların görevi söylenmeden O ayakkabıları toparlamak düzgünce koymaktı
    Eve geldim o görevimi yaptım içeri girdim tekrar herkesin elleri öpüldü .
    Bayram böyle şeker gibi geçti geçmeye devam edildi sohbetler yapıldı özlemler giderildi. Bayramı ziyadesi ile yaşadık şekerlerin tadına doyduk . Sude bayram dan sonra gitti biz erkeklerin gönlü buruk kaldık . Ama kızlar öyle düşünmüyordu Ohhhh canımıza deysin gene bize kaldınız der gibiydiler . Sanırsak öylede görünüyordu .

    ARTIK BENİM OKULA BAŞLAYACAĞIM SÖYLENDİ OKULLAR AÇILACAK MIŞ .

    18.BÖLÜM “ŞİMDİ OKULLU OLDUK”
  • Sonunda anlaşılmıştı. Yanlış anlaşılmış olasına rağmen buruk bir sevinç vardı içinde, göğsündeki acıya aldırmadan.
  • 624 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Yıllar önce henüz küçük bir fangirl iken yazar için şöyle bir cümle kurmuştum. "İçten bir anlatım, ruhunuza kadar işleyen bir kurgu eşittir, Brenda Joyce!" Bence doğru bir cümle kurmuştum. Hâlâ da aynı şeyi düşünürüm. İlk okuduğum zamanki hayranlığı ve etkilenmeyi yıllar sonra da yaşatabiliyorsa o yazar gerçekten iyi yazmıştır. Kitabın kurgusu, anlatılan hikaye, karakterler öyle beni içine çekti ki aklıma gelen her sahnede kalbim burulur. Savaşın ne kadar yersiz olduğunu, tahribatının güçlü olduğunu, her koşulda en büyük zararı sivillerin masumların yaşadığını bir kere daha satır aralarında gizlenenlerde görebiliyorsunuz.

    Devlin O'Neill...
    Sen, anlatılmayıp yaşanacak bir adamsın.
    Yaşadıkları çok can yakacak şeyler, yaşattıkları ise sinirden saç baş yolduracak şeyler. Bir ikilem arasında kalıyorsunuz okurken. Bir yanda hak verir evet böyle hisseder insan derken burnunun dikine gitmesi ve karşında olan kişiye acımadan yaşattıkları ile delirip elime geçse de boğsam dedirtirken öyle bir uçuruma sürüklüyor.

    Kitabın konusuna gelirsem; başlangıcı epey gönül yakan bir hikaye. İngiliz askerleri İrlanda topraklarını işgal etmektedirler. Devlin'in babası da korkusuz bir adam, hem ailesini hem vatan toprağını korumak adına savaşa katılır. Devlin ise on yaşında ya var ya yok, çocuk daha.. Kırmızı ceketli subay Hughes, ailesinin gözü önünde Devlin'in babasının katleder. Bir çocuk için bu büyük bir yıkım. Ruhunda tamiri olmaz hasarlar veren büyük bir olay.. İşte o zamandan beri kalbini beynini ele geçiren intikam duygusu ile kavrulan bir adam halini alır Devlin O'Neill.

    Yaşadığı bu travma sonrası hayatı tamamen değişmiştir. Devlin, artık Hughes'ın tükenip yok olmasını sağlamak için kurulmuş bir inkitamdan ibarettir. Tabi ezberlerini bozacak hiç aklına gelmeyen düşünmediği biri çıkar.

    Virginia Hughes, masum ve saf ama bir o kadar da çetin ceviz. Zeki güçlü, o kadar benimseyip sevdim ki Virginia hakkında neler söylesem bilemiyorum. Ailesinden geriye kalan evini ayakta tutmak için verdiği hayat mücadelesi var. Bunun için amcasından yardım istemek için yola koyulur. Eh aklına gelmeyen de o esnada başına gelir. Gemisinin kaza yapması bir yana bir de alıkonulmuştur. Sonrası ise kitapta.

    Öyle yerler vardı ki gözlerim dola dola okudum. Devlin'in çileden çıkıp Virginia için endişelendiği sahnelerde buruk gülümseme ile baktım kitaba. Aşkı, tutkuyu, pişmanlığı, kaybetme korkusunu yazar öyle işlemiş ki kitabı bitirince boğazda düğüm oluşturuyor. Hâlâ yazar ile tanışmamış, okumak için bekleten bekleyen varsa ve bu türü seviyorsanız bir şans verin ve daha fazla beklemeyin okuyun.

    Şiddetle tavsiye ediyorum..