Geçmiş... 6 harf, 2 hece. Milyonlarca tebessümün alıntısı, bazense sınavlar silsilesi. Her gecenin bir gündüzü, kaçırılan yılların yutkunma sebebi. Vardır herkesin, kendinden bile kaçtığı bir an. Hem tebessümü hem hüznü; asıl kaçışın başkalarıyla değil de kendinle olduğunda anlıyorsun büyüdüğünü. Geçmişte yaşadığın acılar bile, aile kökenlerinin bastırdığı duyguların sende dışavurumuymuş. Ne kadar acı, değil mi? Önce başkalarının bedelini ödediğini düşünüyorsun. Sonrasında ise her acının hayatına kattığını, seni sen yaptığını fark ediyorsun. O an yine yutkunuyorsun. Kaçıyoruz işte; kendimizden, geçmişten... Ama hayat durmuyor. En çok da kaçtıklarımızla sınıyor bizi. Bazen bir cümle, bazen bir dizi, bazense bir şiirin dizesi... Yutkunuyorsun ve geriye buruk bir tebessüm kalıyor.
Edebiyat
Sıcak bir kara sevda Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu; Acımsı, buruk. Yavuz Bülent Bâkiler
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yalnız hatıralar kaldı…
“Yalnız hatıralar kaldı" demek, aslında "Ben yaşadım, sevdim, hissettim ve o günlerden bugüne taşınan bir ruh taşıyorum" demektir. Maddenin bittiği yerde mananın başlaması gibi; eşyalar eskiyip insanlar gittiğinde, hatıralar ruhun en kuytu köşesinde parıldayan sönmez birer yıldıza dönüşür. Avuçlarımızda kalan o ince sızı da, yüzümüzde beliren o buruk tebessüm de geçmişin bugüne bıraktığı en zarif mirastır…
İyi ki varsınız
Bugün milyonlarca çocuk karnesini aldı. Kimi sevinçle, kimi biraz buruk bir tebessümle eve döndü. Ama her karnenin arkasında sabırla emek veren, sadece ders anlatmayan; umut aşılayan, cesaret veren ve nice güzel anı biriktiren öğretmenler vardı. Başta bu güzel görevi yüreğiyle yapan tüm öğretmenlerimizin, özellikle de burada tanıştığım değerli öğretmen arkadaşların emekleri için sonsuz teşekkürler. Bir çocuğun hayatına dokunabilmek, belki de dünyayı değiştirebilecek en kıymetli şeydir. İyi tatiller öğretmenlerimiz. Yeni eğitim yılında da nice güzel yüreğe dokunmanız dileğiyle... 🌸📚
1000Kitap
02.53
Bugün karne alacağım. Her okula giden Türk genci gibi. Ve bu satırları başlıkta da yazan saatte yazıyorum. Yani evet, yarın her ne kadar erken kalkacak olsam da bu saate kadar uyumadım. Karne almaya giderken bir sevinç olurdu çocukken. İşte o sevinci bir güzel yitirdik. Heyecandan değil de uyku düzenimin içinden geçtiğim için uyuyamıyorum. Devamında okuyacağın metinde de bunu net göreceksin. Sanki okul daha dün başladı. Sanki daha dün birileriyle yollarımı ayırdım. Sanki daha dün "On birinci sınıf olduk he" dedim. Şimdi on ikinci sınıf oluyordum. Ömür çok hızlı geçiyor. Zaman engel tanımadan akıyor. Son bir senede ömrü hayatımda almadığım kadar ölüm haberi aldım. Gencinden yaşlısına kadar. İnsan durup sorguluyor "Ben ne yapıyorum acaba?" diye. Ölüm diye bir gerçek var ve bu gerçek herkes için biraz meçhul. Bir karne alacaktık, konu nerelere geldi. Ölüm konuşuyoruz. Fakat bu da gerekli. Hem de çok. Ölümü düşünerek, ölümü yaratan Allah'ı düşünerek bir işe başlamalı ve o işi devam ettirmeli. Asıl böyle bir işten fayda sağlanmaz mı? Her neyse. Bir sene daha geçti ve lisedeki son seneme başlayacağım aylar sonra. İçim biraz buruk. Ama güzel olacak her şey. İnanıyorum. Hayırla gelsin yeni sınıf düzeyim. Bu paragraf da burada kalsın. Arşiv niyetine. :)
Ve her şey hızla yetişti sonra Sarı bir günün kahverengi yarınına. Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da Gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki Ağaç da çürümüş zaten Kazımış, oymuş bir yerlerinden gelip geçen onu Ağaç mı, içi yıllarla dolu bir kutu mu Çözmek için mi acaba içlerindeki bir gizi -Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi- Yoklamışlar orasından burasından Kim bilir. Ama sessizlikten başka ne bulmuşlar Önemsiz bir iki anıdanbaşka Ya insan kılığında ya da bir dekor taşkınlığında Sorarım ne bulmuşlar Çoktan yeni bir umuda dönüşmüştür onlar da Anılar. Oysa bambaşka şeyler olmalıydı ağaçta Kazılmış, oyulmuş yerlerinde ağacın Buruk mayhoş, daha çok da bir zehir tadındaki Bir şeyler olmalıydı. Ve sanki Yıllar var ki saklamışım orda ben Saklamışım anlaşılan Odasında yapayalnız doğuran bir kadının Dışa vurmak istemediği Ya da pek gereksinmediği
Şiir