galiba biz seninle hiç karşılaşmadık
halbuki her soluk aldığımda genzimi yakıyordun
elimi cebime soktuğumda el ele tutuşuyorduk
çocukluğunu çekmede saklıyordun sen
acayip şeyler biriktiriyordun sonra
yolunu kaybetmiş bir kum fırtınası gizliydi saçlarında
göz altlarında kahverengi şiirler vardı
Bir uçurtmaya tutunup gitmiştin buradan
belki de ben gitmiştim
kimsenin Fatiha bilmediği bir köyde ölmüştüm
“benim var olmadığımı” söyleyen hasta bakıcıyı
elindeki nehirle boğmaya çalışmıştın sen de.