"Bir daha seçme şansın olsaydı... Yine babamla evlenir miydin?"
"Nereden çıktı o şimdi?"
"Hiç merak ettim"
"Kırk kere daha seçme şansım olsaydı kırk kere daha babanı seçerdim."
"Yine asker olsa bile mi?"
"Yine asker olsa bile."
Selamlar, bu kitaba ne gibi bir inceleme yapsam gerçekten çok kararsız kaldım. Ne yazsam eksik kalacak gibi...
Murathan namı diğer Kepçük, sana aşık olmamak için gerçekten o kadar çok uğraştım ki ama daha fazla direnemedim. Keşke her kızın hayatında senin gibi biri olsa. Adamın hasısın sen.
Timur komutanım size ayrı bir saygım var.
Ve geri kalan barut timi. Hasan komutanım, Zülküf, Barbo, Aybüke, Emek, Aliş, Sülü. Hepinize ayrı bayıldım ve güldüm.
Bilge şöbiyetim sen ayrı tatlısın canım
Neslişah hanım sizin ellerinizden öpüyorum. O kadar güzel bir çocuk yetiştirilir mi
Leyla hanım size de başlarda yalan yok biraz kızdım ama sonradan empati yaptım ve sizi de seviyorum.
Yusuf ve Ali komutanım size ayrı bir parantez açıyorum. İkiniz de cidden çok iyi baba ve eştiniz ve şehadetle kutsandınız.
Gerçekten okurken o kadar gerçek hissettim ki sanki kitap okumadım yaşadım. Seriyi bitmesin diye yavaş okumaya çalışıyorum. Bakalım yeni kitaplarda bizi ne maceralar bekliyor.
Ruju açıp özenle dudaklarıma sürmeye başladım.
"Sen ne yapıyorsun şu an acaba?" diyen Murathan'a göz ucuyla baktım. Boş boş izliyordu beni.
"Ne?" dedim ben de aynı boş bakışı atarak.
"Şu durumda ruj mu sürüyorsun yani?"
"Evet" dedim hiç düşünmeden. Dudaklarımı birbirine sürtüp rujumu daha çok yaydım. "Kırmızı rujum olmadan asla."
Eskiden... Haritaya bakardık. Hatırlıyor musun?
Bütün şehirleri yakın sanırdık. Aynı haritada olduklarına göre ne kadar uzak olabilirdi ki? Adana, İzmir'e çok uzakmış, Pamuk. Yürüyüp yürüyüp bitiremeyince anladım.