Hayatımızı zayıflamaya, güzel görünmeye, ev işlerine adadığımız, bu konudaki suni algıları -ve dolayısıyla bize yüklenmek istenen kaygıları- içselleştirdiğimiz ölçüde kendi hayatımızdan kısmaktayızdır. Zihinsel odağımız, vaktimiz, enerjimiz, isteklerimiz asıl yapmamız gereken şeylerden uzaklaşmıştır.
Sözde "kadınlık rolleri" ile oyalanan, bunlarla büyütülen kişinin düşünmeye üretmeye, toplumu dönüştürmeye vakti ve fırsatı olmaz; bu sayede statüko korunmuş ve ipleri ellerinde tutanlar gücünü, refahını garantiye almış olur.
Erilliğini kullanmayan kişi dış'ta, hayat içinde yol almakta, kendine bu yaşamda bir yer edinmekte sorun yaşar. Dişilliğini kullanmayan ise kendisiyle, iç dünyasında bağ kurmakta.
Çok çeşitli insan gruplarının geniş kapsamlı siyasi tartışmaları yürütebilmesinin tek yolu, insanların bizzat deneyimlemedikleri konular hakkındaki idrak kabiliyetidir.