Ateş fırınından çıkardığın kor kesilmiş demiri, soğuk suya soktuğunda anlarsın özgürlük neymiş...Neymiş özgürlük...Ateşin yakma gücüdür o. Sen ateşi suya sok da gör... Gör ki asıl
su,su nasıl yakarmış. Suyun ateşi yutma gücüdür özgürlük! Demirin sınavı da bu olsa gerek! Önce ateşte, sonra da su da yanmak... İşte özgürlük,yangınlardan yangınlara geçmeye denktir küçüğüm,bilesin. Bilesin ki ağır bir bedeli vardır özgürlüğün ki demiri demir kılar ancak...
"Arifin vakti, bahar mevsimi gibidir.Gök gürler, yağmur yağar, şimşek çakar ve rüzgâr eser. Ama yine de çiçekler açar ve kuşlar öter. İşte arifin hali böyledir. Arif,içinde bahar taşıyandır. Gözü ile ağlar, dudakları ile tebessüm eder,gönlü ile yanar,başıyla oynayıp dostunun adını söyler ve O'nun kapısında dolaşıp durur."
Yolculuk,insanın kendi içindeki kuytuluklarından kaçması mıydı?Yoksa kendi karanlığını aydınlatması mı?Oysa kimse kendini terk edemezdi en uzak yere gitse bile.İçindeki kötüden,içindeki iyiye gidişle yapılırdı en kutlu yolculuklar.