“Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin.”
“Daha dün can dolu, pırıl pırıl olan muratlarıma baktım: Bir daha asla can bulmayacak ölüler gibi çırçıplak, buz kesmiş, morarmış durumdaydılar. Sevdama baktım: Efendime ait olan, efendimin yaratmış olduğu o duygu yüreğimin içinde ürperip duruyordu…Soğuk bir beşiğin içindeki hasta bir çocuk gibi perişandı.”
“Dilediğin kadar köpür, ateş püskür! Sana karşı kullanabileceğim en iyi siyaset bu… Eminim buna. Seni anlatamayacağım kadar çok seviyorum; ama romantik bir bataklığa saplanıp kalmayacağım, dilimin iğnesi sayesinde seni de bataklığın kıyısından uzak tutacağım. Böylece, aramızda ikimiz için de gerekli bir uzaklığı sağlamış olacağım.”
“Üşüyorsun; çünkü yalnızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insanın yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın; çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın; çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun.”