“Zaten bir zamanlar iyi yürekliydim, ilkel bir biçimde de olsa. Sizin yaşınızdayken duygulu bir insandım. Kimsesizlere, savunmasızlara, bahtsızlara kol kanat olayım isterdim. Ama sonra felekten yemediğim sille, tokat kalmadı; hatta, ‘Felek beni yumruklayarak yoğurdu.’ bile diyebilirim. Böylece, ben de şimdi sert, dayanıklı olmakla övünüyorum.”
“Dayandığım bir destek çekilivermiş gibi değil de, bana biçim veren bir amaç ortadan kalkmış gibiydi. Yitirdiğim şey huzur duyabilme yeteneği değildi. Bana huzur veren kaynak kurumuştu.”
“Ömrümde ilk olarak öç almanın tadını duyuyordum. Bu, ilk içildiği zaman kanı kaynatıp başı döndüren kokulu bir şaraba benziyordu. Sonradan ağzımda bıraktığı paslı, madeni, buruk lezzet bana zehirlenmişim gibi bir duygu verdi.”