İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.)
O mezarda çürüyecek şey etten, kemikten ibaret bir şey. Sevişen ruhlarımızdır. Evet, ruhlarımızdır ki bu cisim kafesinden kurtuldukları anda görüşecekler.
Ne yapalım? Esiriz, kendimize sahip değiliz. İstediğimizi yapamayız. Evet, kendimize sahip değiliz ama yaşam ve ölümümüze sahibiz. Kendimizi sahra-yı adem’e atabiliriz. Orada hür yaşayabiliriz. Bu dünyada hürriyet yokmuş. Dünyanın en hür olanları esirlermiş!