Saramago’nun İsa’ya Göre İncil’inde karşıma çıkan İsa, göklerin erişilmez kudretinden ziyade, yeryüzünün kırılgan yalnızlığında yürüyen bir insan; öyle ki, onun tanrısallığı değil, insani yaraları, korkuları, sevgileri ve isyanları yankılanıyor sayfalarda. Saramago'nun kaleme aldığı İsa, kaderin buyruğuna boyun eğerken aynı zamanda o buyruğu sorgulayan, teslimiyetle başkaldırıyı aynı kalpte taşıyan bir yolcu; tıpkı bizlerin, hayata karşı kabullenişimiz ve savaşçı yanımız arasındaki ince çizgide yürüyüşümüz gibi. Babasının ölümünden kalan suçlulukla ezilip, sorumlulukların ağırlığını taşırken kimi zaman kendi gölgesine bile yenilmesine rağmen sevgiden vazgeçmedi çünkü onun dünyasında sevgi yalnızca kutsal bir buyruk değil, insanı insana bağlayan en derin hakikatti.
Bu kitap, İsa’yı değil aslında insanı anlatıyor; bu yüzden herkesin kendinden en az bir cümle bulacağını düşünüyor ve kesinlikle öneriyorum.