Yüce Allah'ın Bedî' ismini gerektiği gibi hissedenler O'na layık kul olma çabası ile her yaptıkları işi titizlikle ve önem vererek yaparlar. İlahi takdir gereği içinde bulundukları toplumlarına önderlik etme görevi üstlendiklerinde akla hayale gelmeyecek yollardan toplumlarını üst noktalara taşırlar. Yüce gönüllü, yüce ahlaklı ve yüce fikirlidirler.
Fikirlerin yalnız başına hemen hemen hiçbir iktidarı yoktur. Fikirler, fiile dönüşebilmek, gelişmek ve benliğimize nüfuz edebilmek için duyguların sıcaklığıyla ısıtılmaya muhtaçtır.
Yalnız fikir hâlinde kalıp da hislerle bir arada bulunmayan idraklerin nefis terbiyemize tesiri yok gibidir. Zaten bu sebeple nefse hâkimiyet, hemen kazanılan bir ayrıcalık olmayıp elde edilmesi ancak uzun müddet çalışmakla, ruhsal hasletlerimizi doğru kullanma ilmini öğrenmekle ve fikirleri kuvvetlendirmek için duygularla bir arada tutup sentezleyebilmekle mümkündür.
Bazı fikirler de vardır ki evvela inanmadan dillendiririz, fakat tekrar tekrar söyledikçe, sonunda kendimiz de inanmaya başlarız. Yalancı tekrar ettiği yalanını nihayet hakikat diye kabul eder. İlk başta inanmadan kötümser fikirler söylemeye yeltenen bir şahıs, sonunda yalan fikirlerine kendisi de inanmaya başlar ve gerçekten kötümser olur.