Sabahattin Ali...
Çok sevdiğim, favori yazarlarımdandır. Kuyucaklı Yusuf romanı da O'nun ilk göz bebeği. İlk romanı olması sebebinden ötürü de bazı yerlerde beklenen cevapları net olarak alamayabilirsiniz. Çok detaylı bir romandan ziyade olayların biraz hızlıca anlatıldığı nispeten yüzeysel bir roman olmuş. Hani Youtube'da bazen çok uzun videoları ilerleterek izlersiniz de videonun başını, ortalarını ve sonunu hızlıca görürsünüz ya heh tam öyle bir anlatımı vardı. Kötü müydü? Asla! Sadece bu romandan çok daha fazla detay ve hikaye çıkabilirmiş dedirtiyor okurken.
Kitap, küçük bir kasabada işlenen bir cinayetin ardından, yetim kalan küçük bir çocuğun, Yusuf'un, kaymakam tarafından sahiplenilmesiyle başlar. Yusuf'un, sessiz, içine kapanık ve dış dünyaya karşı mesafeli bir yapısı vardır. Yeni girdiği hayatın içinde büyürken, onu evlat edinen babası ve ailesiyle doğduğu kasabadan babasının işi sebebiyle taşınırlar. Yusuf büyüdükçe taşındıkları yerin düzenine, insan ilişkilerine ve özellikle de çıkar üzerine kurulu yapıya hiçbir zaman uyum sağlayamaz. İçinde taşıdığı adalet duygusu, saflık, iyi niyet ve doğallık, çevresindeki insanların ikiyüzlülüğüyle sürekli çatışır. Bu çatışmalar Yusuf'u daraltır ve ne yapacağını bilemez bir hale getirir. Kitabın genel özeti bu geri kalan sürpriz detayları da okuyarak görmenizi tavsiye ederim.
Bunlar dışında; konu güzel, dili biraz ağır gelebilir çünkü tam olarak günümüz Türkçesiyle sadeleştirilmiş değildi. Betimlemeler biraz uzun ve çoktu, bu da kimisini yorabilir. Hikaye akışı iyi ancak bazı merak ettiğiniz soruların cevaplarını bulamayabilirsiniz. Bazı olaylar ve karakterler daha yüzeysel, isimleri arada görünüp kayboluyor ve konu onlara pek odaklanmıyor. Misal, Şakir karakterinin birtakım olaylar sonucunda vereceği tepkileri falan