Kitapizma

Kitapizma
𖤐。° ✶𝘮𝘺 𝘩𝘦𝘢𝘳𝘵 𝘳𝘦𝘴𝘵𝘴 𝘪𝘯 𝘸𝘰𝘳𝘥𝘴 𝘢𝘯𝘥 𝘣𝘰𝘰𝘬𝘴⁺₊𖦹˚。° instagram.com/kitapizma tiktok.com/@kitapizma goodreads.com/busedei
Spoiler içermez.
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitaptı bu ama anlatış biçimini, hikayesini ve stilini çok sevdim. Anlatım dili sade ve anlaşılırdı. Başlarda bi anlayamadım ama bu anlatış stili ile ilgiliydi sonrasında birkaç sayfa daha okuyunca aktı gitti. Kitabın konusuna değinirsek; kalabalık bir ailenin bağlarına, her bir bireyin hayat hikayesine değiniyor kitap. Aslında her birimizin de hayatından parça parça izler taşıyor bu hikayeler bence. Roman birçok bireyin ağzından anlatılıyor, herkesten bir parça alıyorsunuz. Ana kahramanız, Ethem. Kitabın sonu öyle vurucu bitiyor ki başındaki ithafı sona geldiğinizde çok daha iyi anlıyorsunuz. Gerisini okuyarak öğrenmenizi tavsiye ediyorum bu yüzden kısaca anlatıp burada bitiriyorum... Kitabı okurken kendimi bir aile meclisinin ortasında oturuyormuş gibi hissettim. Herkes konuşuyor, herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama kimse gerçeğin tamamını bilmiyor. Bir tek siz biliyorsunuz ama sizin bildiğiniz bile yarım. Kitap ilerledikçe fark ettim ki aslında anlatılan şey yalnızca bir ailenin hikâyesi değil; sırların, suskunlukların ve yıllarca kitaptaki karakterler gibi bizim de içimizde taşıdığımız yüklerin hikâyesi. Kitabın en etkileyici yanı, karakterlerin tek bir bakış açısından değil, kendi sesleriyle konuşması oldu benim için. Her bölümde farklı bir karakterin gözünden olaylara bakarken, ilk başta doğru bildiğim birçok şeyin aslında eksik olduğunu gördüm. Bir karaktere kızarken birkaç sayfa sonra ona hak vermeye başladım. Bu durum romanı yalnızca bir aile dramı olmaktan çıkarıp insan psikolojisini sorgulatan bir anlatıya dönüştürüyor. Kitap bana bazen insanların birbirlerine söyledikleri yalanlardan çok, söylemedikleri gerçeklerin zarar verdiğini düşündürdü. Bir aile içinde yıllarca konuşulmayan meselelerin nasıl nesilden nesle
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spoiler içermez.
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Günlük hayatımızda en sık kullandığımız ama çoğu zaman üzerinde en az düşündüğümüz şeylerden biri olan dilimiz ne kadar büyük bir sorumluluk taşıyormuş meğer... Dil, çok masum gibi görünse de insanı hem kurtuluşa hem de felakete götürebilecek kadar güçlüymüş aslında. Susmak büyük imtihan bizler için, bu kitap fena bir tokat atıyor insana. Kitabı okurken sık sık durup kendi konuşmalarımı, günlük hayatta kurduğum cümleleri ve hatta bazen söylemediğim halde zihnimden geçirdiğim sözleri düşündüm. Çünkü Gazali, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını; insanın ahlâkını, karakterini ve manevi hayatını şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu anlatıyor. Ona göre dilden çıkan her söz, kişinin iç dünyasının bir dışavurumudur. Ki çok da doğru bir şey bu. Kendimizi ne büyük ateşlere atıyormuşuz bilmeden, fark etmeden ettiğimiz bir sözü bile kendi içimizde tartıp öyle dile getirmek gerekiyorken biz hiç düşünmeden neler neler söylüyoruz aslında... Özellikle günümüzde sosyal medya kullanımını düşündüğümde, kitabın yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen ne kadar güncel kaldığını fark ettim. Bugün insanlar birkaç saniye içinde binlerce kişiye ulaşabiliyor; bu da dilin etkisini geçmişe göre çok daha büyük hâle getiriyor. Bu açıdan bakınca bu kitap, sadece sözlü konuşmalar için değil, internet ortamında yazdığımız her şey için de önemli uyarılar içeriyor aslında. Okumak bence zor ve sindirmek çok güç. Okumanın zorluğu anlatıştan kaynaklı değil, tamamen okuduklarımızın gerçekliğinin bilincinde olmamızdan ve dile çizilen sınırları görmekten. Ağzımızdan çıkan her kelimenin bizi ışığa ya da karanlığa ulaştırdığı gerçeğini bu kitapla daha da iyi fark ediyorsunuz. Herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap bence, anlatılanlara dini açıdan bakmaktan ziyade insani olarak bakmak
1000Kitap
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma
Spoiler içermez.
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Yine çok keyifli bir kitap. Yine harika bir hikaye. Yine Eric Emmanuel Schmitt. Görünmeyen Döngü serisindeki tüm kitaplar gibi bu kitapta çok güzeldi. Kısaca konusuna değinirsek; Tokyo sokaklarında amaçsızca dolaşan genç bir çocuk olan Cun, ana kahramanımız. Cun, dışarıdan bakıldığında sıradan bir ergen gibi görünse de içinde büyük bir boşluk taşımaktadır. Hayata karşı ilgisini kaybetmiş, hatta nefret duyan, geleceğine dair hiçbir heyecan duymayan ve nereye ait olduğunu bilmeyen bir genç. Ne ailesiyle ne de kendisiyle gerçek bir bağ kuramamış, hayata erken atılmak zorunda kalmış bir çocuktur. Kaçak olarak bazı ürünler sattığı Tokyo sokaklarında yolu Kaplumbağa Şomintsu ile kesişir. Şomintsu, Cun'u ne zaman görse ona "Sende bir şişman görüyorum." der ve uzaklaşır. Bir gün Cun'u sumo güreşine davet eder, Cun sumo güreşini her ne kadar sevmese de o güreşe gider ancak hiç ummadığı bir şey olur ve bu sumo güreşini çok sever. Sumo güreşine başlamaya karar verir ve hikayemiz de böylece başlar. Gerisini kitabı okuyarak öğrenin derim, bu yüzden daha fazla anlatmayacağım. Cun başlangıçta bu dünyaya ait olmadığını düşünse de sumo antrenmanlarına devam eder. Burada öğrendiği şey yalnızca bir spor değildir. Sumo, onun için bir disiplin, sabır ve kendini tanıma yolculuğuna dönüşür. Her antrenmanla birlikte yalnızca bedenini değil, zihnini de eğitmeye başlar. Hayatı boyunca kaçtığı sorularla yüzleşir. Kendine duyduğu öfke, yalnızlığı ve değersizlik hissi yavaş yavaş ortaya çıkar. Sumo sayesinde ilk kez bir yere ait olabileceğini, bir amaç uğruna çabalayabileceğini fark eder. Bu süreçte başarının yalnızca kazanmakla ilgili olmadığını, bazen insanın en büyük mücadelesinin kendi iç dünyasında yaşandığını öğrenir. Şomintsu'nun öğretileri yalnızca sporla ilgili değildir; insanın kendini
1000Kitap
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20121,102 okunma
Spoiler içermez.
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Görünmeyen döngü serimizin bir diğer kitabı olan Madam Pylinska ve Chopin’in Sırrı, yine çok keyifle ve severek okuduğum bir kitap oldu. Kitap, müziğin ruhla olan ilişkisi, müzikle hayatı öğrenmek temalarını barındırıyor aynı zamanda yazarımızın otobiyografik izlerini de taşıyor. Konusuna değinirsek, Eric'in Chopin'in müziğine duyduğu hayranlıkla başlar. Onun için Chopin’in eserleri yalnızca notalardan ibaret değildir; içinde açıklayamadığı bir güzellik, bir hüzün ve bir derinlik taşır. Bu müziği gerçekten çalabilmek, hatta anlayabilmek ister. Bunun için yolu, sıra dışı bir piyano öğretmeni olan Madam Pylinska ile kesişir. Öğretmeni öğrencisinin karşısına oturup uzun uzun teknik egzersizler yaptırmaz. Aksine, onu piyano başından kaldırır. Bahçedeki yaprakların düşüşünü izlemeyi, rüzgarın ağaçlardaki fısıltısını dinlemeyi, göletteki su dalgalanmalarını seyretmeyi ve bir kadını severken piyanoya basar gibi dokunmayı öğretmeye çalışır. Hayatı hissetmesini sağlar, farkındalığını arttırır. Kitap sayesinde siz de modern dünyanın o sürekli çabalama, kontrol etme ve başarma baskısı altında ezilen ruhunuzun derin bir nefes almasını sağlarsınız. Kendi yaralarınıza ve eksikliklerinize daha şefkatli bakarsınız. Kusursuz olmaya çalışmanın insanı sanattan da yaşamdan da uzaklaştıran bencilce bir çaba olduğunu hisseder ve içinizde bir hafifleme bulursunuz. Kitabı okurken, hayatta en güzel şeylerin zorlayarak değil, aksine kendimizi akışa bıraktığımızda gerçekleştiğini fark edersiniz. Schmitt bu kitapla diğer kitaplarında da olduğu gibi kalbinize çok zarif bir dokunuş yapıyor. Kitap size, yaşamanın kendisinin zaten en büyük sanat olduğunu en naif şekilde kanıtlıyor. Şimdi, Chopin'den bir müzik açın ve derin bir nefes alarak dışarıdaki telaşlı ritmi izleyin. Ama hissederek. Hayatın
1000Kitap
Madam Pylinska ve Chopin’in SırrıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2025507 okunma
Spoiler içermez.
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:32
Éric Emmanuel Schmitt’in 'Görünmeyen Döngü' serisini çok seviyorum. Her kitap çok güzel ve okumaya değer. Bu kitapta kıymetli ve güzeldi. Kitabın konusuna gelirsek, Oscar lösemi ile mücadele etmektedir ve çevresindeki yetişkinlerin ona karşı davranışları, doğruları söylemeyişleri onun canını çok sıkar. Hastalığında her şeyi denemişler ancak ne yazık ki iyileşme gösterememiş... Acı gerçek ise ne yazık ki sayılı günleri kaldığının farkında olmasıdır, buna rağmen doktoru, hemşireleri ve ailesi bu gerçeği ona söyleyemezler. Bir kişi hariç... Rose Anne. Oscar'a iyi gelen ve tüm bu sürecinde onun daha iyi hissetmesi için hep yanı başında olan, ona el uzatan, anlayan ve hep doğruları söyleyen kişi. Oscar'a bir fikir verir, Tanrı'ya mektuplar yazmasını ve her gününü 10 yıl gibi yaşamasını söyler. Mektupların derinliği ve hissettirdikleri çok çok özeldi. Mektupların ilerleyişi son derece zekice kurgulanmıştı. Kitabın en büyüleyici ve vurucu yanı kesinlikle buydu. Oscar'ın kalan son günlerini, 10 yıllık birer ömür gibi yaşaması... Oscar her sabah uyandığında hayatının yeni bir evresine adım atar; ergenliği, orta yaş krizini, yaşlılığı tecrübe eder. İlk aşklarını deneyimler, kıskançlık hisseder, dostluklar kurar, kırılır, affeder ve büyür. Hastaneden hiç çıkmadan, insan hayatının neredeyse bütün duygularını keşfetmeye başlar. Mektuplarda büyüyüşlerini, hislerini, yaşadıklarını, keşfettiği her şeyi Tanrı'ya anlatır. İnanılmaz etkileyici ve anlamlıydı. Beni derinden sarstı. Öyle iç bayan, dramın dibini yaşatan bir kitaptan ziyade içinizi bilgelikle, yaşam sevinciyle, farkındalıklarla ve derin bir huzurla dolduran bir kitaptı bence. Rose Anne'nin Oscar'a verdiği en önemli şey umut değildir aslında; anlamdır. Çünkü kitap boyunca ölümden kaçmanın değil, yaşanan zamanı gerçekten
1000Kitap
Oscar ve Pembeli MeleğiEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2026657 okunma