"Işığın vurduğu yerin parlak olmaktan başka seçeneği yoktur.
...Yaşamak da buna benzer. Sevinç ve mutluluk, şükran ve huzur, kaygı ve üzüntü, hayal kırıklığı ve keder... Düşüncelerinizin ışığı nereye odaklanırsa, o kısım mutlaka öne çıkacaktır."
Biraz orta halli bir kitap olduğunu söyleyerek başlayabilirim düşüncelerime. Ha okunmaz mı asla? Okunur tabii, sadece zaman geçirmelik bir kitap gibi bakarsanız eğer. Ama çok güzel, anlamlı ve dokunaklı birçok cümlelerin de olduğunu söylemeden geçmek istemem.
Kitabın konusu çok iyiydi aslında: Ana karakter Nawoo’nun 13 yıl öncesine, lise sıralarına geri dönmesiyle hikaye başlıyor. Geçmişte bir kazada ölen en yakın arkadaşına tekrar kavuşunca kapanmamış yaralar ve keşkelerle yüzleşiyor. Bazı yerler kitabın arkasındaki özet kısmıyla farklı olsa da genel olarak teması güzeldi. Dili akıcı gayet anlaşılırdı. Sadece bazı şeyleri daha derin beklerdim, misal ana karakterimiz Nawoo'nun bazı şeylerle derin bir yüzleşmesini görmek isterdim. Biraz hızlı hızlı yazılmış gibi hissettirdi okurken sadece. Ama yine de sıkılmadan okunacak bir kitaptı.
Kore dizileri izleyenler beni anlayacaktır, kitabın sonu tam bir Kore dizisi gibiydi... Yani bir anda bitti. Ne anladık? Ne oldu? Algılayamıyor insan...
Ucu açık bitti biraz.