buse

buse
@busedundar

buse

, bir kitabı okumaya başladı
Jane Austen
8.4/10 · 97,6bin okunma
küçük bir olay: yaklaşık 2 hafta önce can sıkıcı bir olay yaşandı ve gün boyu keyfim epey bozuktu. Ne yapacağımı bilemiyordum. gece yatmadan önce öyle düşüncelere daldım ki kafam karmakarışık bir hal aldı. ve bir anda bu dağınıklığı yazmaya karar verdim. uzun zamandır yazmıyorum, günlük tutmaya yeniden başladım ama çok düzenli değil. Her neyse. başta sadece kendi hislerimle yazmaya karar verdiğim yazı üçüncü günde öyle bir "kurgu"ya dönüştü ki hayretler içerisinde kaldım. ve daha şok edici olan şey iki haftada, bulduğum her fırsatta yazarak 150 sayfaya ulaşmış olmam. ve gerçekten o kadar çok yazacak zamanım da yoktu, sadece her bilgisayarı elime aldığımda -hatta bazen telefonda- yazmışım. nasıl olduğunu ben bile anlamadan bambaşka bir dünya oluşturup karakterler eklemişim. elbette kusurlu bir hikaye olmuş, tekrara düşülen yerler falan var ama okurken asla eksik hissettirmedi-sıkmadı. Ben normalde kendi yazdıklarımı yerden yere vuran bir insandım, ilk defa hiç olumsuz görüşüm olmadı. kaliteli mi, muhtemelen değil. başarılı mı, başarısız. ama uzun zaman sonra yaptığım en iyi şey falan olabilir. kaprekar sabiti ile yaptığım sayfalar süren duygu betimlemesi, Birce, Aysu ve Melis... sizden hoşlandım ama kontrol edilemeyen bir heyecandı, bir gün bu hikaye devam edebilir fakat şu an değil. 💆🏻‍♀️
buse bir yorumu yanıtladı.

buse

, bir kitap okudu
Puan vermedi·416 syf.·
11 günde okudu
·
2026 22. kitabı
Bernard Ollie
9/10 · 12 okunma
sahaftan alınmış, sayfaları sararmış, 1992 yılında basılmış bir kitap... 🤌🏻
Önceki 1 yanıtı göster
sena
sena
biri sahafa bırakmış, abim sahaftan almıştı ben de ondan aldım 🦭
1 yanıtı göster

buse

, bir kitap okudu
Puan vermedi·724 syf.·
17 günde okudu
·
2026 20. kitabı
Oğuz Atay
8.6/10 · 74,7bin okunma
Klasikleşen "kitap bittikten günler sonra eleştiri yapma" yorumuyla geldim. 🙌🏻 İnceleme yazmayı seviyorum aslında, önceki hesaplarımda yazardım ama artık gerek olmadığını düşünüyorum. Zaten okuduğum şeyler hakkında ne düşündüğümü ya da ne hissettiğimi daha sonra hatırlamak için yazıyordum, artık yorum yapmak yeterli oluyor. İnceleme yazmaya gerek yok. Hem böyle olunca daha çok bana aitmiş, benden başkası göremezmiş gibi hissettiriyor. güvenli alan mantığı... Hepimiz bir kitabı okuduğumuzda duygusal bir açıdan yaklaşabiliyoruz. Ne bileyim yazım dili kötü olmasına rağmen bize hitap edebiliyor ya da içinde bulunduğumuz şartlarda o kitap bize çok özel hissettirebiliyor. Belki bir olay yahut bir karakter o kadar içimize siniyor ki kitap bizim için yeri doldurulamaz bir şeye dönüşüyor. Ama bu demek değil ki o kitap kusursuz. Basit bir örnek: Ben Genç Werther'in Acıları'na aşırı düşkün bir insanım çünkü ilk kez okuduğum dönemde onu bir günlük gibi kullanmış ve yaşadığım her şeyi, hislerimi not almıştım. Daha sonra ne zaman okusam aynı şeyi yaptım. Hiçbir kitaba kalem değdirmemişken Genç Werther'in Acıları'nda boş yer bulmam mümkün değil artık. Dediğim gibi, benim için özel ve değerli bir kitap. Fakat bu demek olmuyor ki kitaptaki her şey benim düşünce yapıma uyuyor, her şey muhteşem... Ben Werther'in nişanlı bir kadına aşık olmasını ve bunun dramını yapıp kendi sonunu getirmesini doğru bulmuyorum, bulamam. Bulsam kendimi sorgulamam gerekir zaten. Onunla ilgili hayaller kuruyor, onunla beraber zaman geçirmek için yollar deniyor hatta bazen saplantılı yerlere kayıyor. Bu perspektiften bakınca kitap benim için 10/10 bir kitap olamaz, olmamalı. Tutunamayanlar tam benim sevdiğim türde bir roman. Düşünce akışı inanılmaz keyifli, okuması gerçekten çok etkileyici ve karakterlerin hislerinin ya da düşüncelerinin yapboz çözer gibi cümle aralarına sıkıştırılmasına bayıldım. Cümlelerin içine işleyen mizaha bayıldım. Çok zevkliydi. Ama araya eklenen sıkıntılı cümleler ya da olaylar beni inanılmaz rahatsız etti. Erkek karakterlerin birçoğuna "kadın" muhabbeti yüklenmesi beni inanılmaz rahatsız etti. Yazarın belirttiğine göre "çocuk" denilecek kişilerin cinsel mevzularda yer almasının yazılması beni inanılmaz rahatsız etti. Olaya yüzeysel bakmak istemiyorum ama söz konusu bir erkek olunca bundan ibaretmiş gibi ısrarla kadın konularına girilmesi hem toplumda hem sanatta iğrenç bir durum bana kalırsa. Yazara da kitaba da saygı duyarım, sonuçta ortada bir emek var ve bu emek için feda edilen kağıtlar ya da daha fazlası mevcut ama yazılana saygı duyulmaz her zaman, duyulmamalı. Bunun dönemle falan da alakası yok. Bu tamamen zihniyet meselesi. Bir insan sadece bu dönemin anlayışı böyle diyerek kendini savunmamalı, hepimiz düşünebilen ve kendi fikirlerini hayata geçirebilen varlıklarız. Aynı konuya daha önce okuduğum başka Türk klasiklerinde de değindim. Erkeklerin zihninde kadınların bedensel bir "muhteşem varlık" olarak var olmasından iğreniyorum ve gerçekten bunun betimlenmesinden de yapılan şey normalmiş gibi lanse edilmesinden de nefret ediyorum. Ben bu kitapta neden kadın öğretmenin bacaklarına bakarak olmadık hayallere kapılan ve lavaboda işler çeviren erkek öğrenciler olduğunu okudum mesela? Bu cümlenin hikayede ne önemi var? Bu cümleyi çıkarsan ne değişecek? Ekleyince ne fark edecek? Konudan bağımsız olan cümleler olur illaki ama bu şekilde değil, bu şekilde olmamalı. Kutlug ve Farsus kardeşlerin cinsel fikirlerini ya da yaptıklarını okumam gerekiyor muydu? İleri gitmek istemiyorum ama onların arzuları beni neden ilgilendiriyor, diye basitçe sorabilirim. Hâlâ şu üniversiteli kızların soyunmasını seyrettiğiyle alakalı gereksiz cümlenin varlığını sorguluyorum mesela. Kitap ne kadar muhteşem olursa olsun böyle cümleler hiçbir zaman normal bulunamaz. Körlük kitabını okuduğumda iyi ilerlediği için mutlu olmuş ama ilerledikçe, oradaki kadınların yaşadığı şeyleri okuyunca kitabı yarım bırakmış ve inceleme yazmıştım. O zaman bir adam bana özelden mesaj atmıştı (istek kutusu) ve kitabın bu kadar gerçekçi olmasının onu etkileyici kıldığını yazmıştı. Anlatmaya çalıştığım şeyle bunun zerre alakası yoktu. Hâlâ o kitabı görünce midem bulanıyor. O kitabın yazım dili kötü müydü? Değildi. Konusu kötü müydü? Değildi. Yazarın yazım tarzı hoştu yani, farklıydı ve ben seviyorum böyle farklı şeyler denenmesini. Ama o kitabı puanlayacak olsam 1 puan verirdim. Çünkü vereceğim puan okuduğum sahnelerden dolayı verilecekti, kitabın yazım diliyle falan alakası olmayacaktı. Tutunamayanlar pek çok kişinin gözdesi olan bir kitap ve sevenler tarafından da ÇOK fazla seviliyor. Ama ben bu konuda ne tarafsız bir eleştiri yapabilirim ne de aşırı olumlu bir yorum yapabilirim. Zekice yazılmış da olsa mizahı çok iyi kullanmış da olsa hatta yazım tarzı benim en sevdiğim tarzda da olsa bazı şeyleri göz ardı edemem. Son bir ekleme: Genç Werther'in Acıları'na yukarıda değindim ama tekrar ediyorum: Özel bir dönemde hayatıma giren ve yeri çok farklı olan bir kitap. Anlatılamayacak kadar çok şey biriktirdiğim bir kitap. Bu sebeple kopmamın mümkün olacağını sanmıyorum ama hiçbir zaman Werther'i haklı bulmadım.
Turgut: "Aptal! Uzatma işte. Böyle bir nazariyenin elbette bazı ufak tefek noksanları olacak. Ne demiş Ziya Paşa..." Selim: "Ne mutlu Türküm diyene, demiş." Turgut: "Onu Namık Kemal söylemiştir. Ziya Paşa aynen şöyle demiştir: "Dî-rahtı ferganiyi nüman eyledi nevser Tema-yı zur-u haltı kadar neyledi kevser." Selim: "Yeter söz milletindir. Söyleyen: Jean François Millet."
Beni de aranıza alın ya ahahshsjs
buse bir yorumu yanıtladı.

buse

, bir kitap okudu
Puan vermedi·133 syf.·
2026 19. kitabı
William Shakespeare
8/10 · 75,6bin okunma
Geçen edebiyat performansi olarak tiyatro yaptik bir ekip de Romeo ve Juliet yapmisti ama bizimki trajediydi mesela onların ki daha komik olmuş Rizeli Romeoyu hele unutamıyorum JSNAJMQJWMWN görünce aklime geldi direkt
Önceki 3 yanıtı göster
sena
sena
Allah iyilik versin 🤍 Romeo kültür şoku yaşamış ahshshshs
1 yanıtı göster