“Neden onunla kalmaya can attığım sorusunu kendime sıklıkla soruyordum; oysa ki bu ilişkinin beni geliştirmediğinin, zayıflattığının, eksilttiğinin farkındaydım.”
Ayrılık tehdidi ne kadar fazlaysa, sıkı sıkı yapışma da o denli yoğundur; ve bu ne kadar yoğunsa, eksiklik de o kadar telafi edilemezdir. Bu sürekli beklenti, bu ıstırap, duyumsal bir ilişki modeli yaratacaktır. Bu çocuklar yetişkin olduğunda, duyumsal ilişkilerde ben ile öteki arasındaki sınırlarda bir kırılganlıkla, hatta bir sınır yokluğuyla karşılaşırız. Ötekinin koyduğu en ufak mesafede bu terk edilme yaşantısı, bu sökülüp alınma ve özellikle bu ıstırap hissedilir. Böylece ilişkinin odağında bağımlılık olacaktır. Hiçbir şey olmamasındansa ıstırap daha iyidir.
İlişkinin başında, esasen baştan çıkarma evresi sırasında kadın kendisine değer verildigini hisseder. Narsistik sapkının büyüleyici ve cazibeli bakışa efsunludur, kelimeleri gönül okşar. Kadına kendisinin biricik olduğu izlenimi vermeyi bilir. Ancak bu avantajlar yanılsamadır. Kurnazca, ama yine de oldukça hızlı bir şekilde, yavaş yavaş kendini gösteren narsistik sapkının gerçek kişiliği yerleşir. Başlangıçta partneri böyle bir ilişkiye hak kazandığı için kendini ayrıcalıklı hissetse de, öncelikle gündelik küçük dokunmalarla, sonra da değişmez bir şekilde acı çekmeye başlar.
“Kendisinin ve ağzından çıkan lafların tartışılmasını sevmiyordu: Bana yönelttiği hakaretleri, yaralayıcı sözleri onu hatırlatmamdan hoşlanmıyordu. Haksız olduğunda daima önemsizleştiriyordu. Bana fahişe muamelesi yapmış olmasının önemsiz olduğunu düşünüyordu. Bunu sorun etmemeliydim. Bu unutulabilir diyordu; ama benim içimde birikiyordu, sonunda da kaldıramaz hale geliyordum.”