“Daha anlatsana “ dedim.
“ Hoşuna mı gitti?”
“ Hem de çok. Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterdim.”
“ Benzinimiz yeter mi ki?”
“ Yalancıktan doldurursak yeter.”
“Bir süre fabrikayı düşündüm. Onu hiç sevmiyordum. Sabahki hüzünlü düdüğü akşamüstü saat beşte daha da fena gelirdi kulağıma. Fabrika bir ejderhaydı; her sabah insanları yutan, akşamlarıysa yorgun insanlar kusan bir ejderha.”