Daha önce hayatımda hiç kitap incelemesi yazmadım fakat bu kitap için yazmadan duramazdım.
Benim bu kitabı ilk okuduğum anın üzerinden tam 3 sene geçmiş. Kitapta Aza isimli karakterimizin lise yıllarında uğraştığı anksiyete ve takıntılı davranışlar arasında normal bir lise öğrencisi gibi yaşamaya çalışırken babasını kaybeden ve yıllar önce tanıştığı arkadaşı olan Davis ile yine takıntılarının müsaade ettiği ölçüde ilişki kurma çabasını anlatıyor diyebilirim. Tabi bunlarla boğuşurken destek olan ama biraz köstek de olan yakın bir arkadaşı daha var ki bu kızcağızın ismi de Daisy.
Kitap, bu karakterler arasındaki ilişkilerde yaşanan ikilemleri Aza’nın boğuştuğu sokulgan/ısırgan düşüncelerle birlikte çok güzel anlatmış bence. Evet biraz çerezlik bir kitap ben 8 saat gibi bir sürede bitirdim fakat ergenlik yıllarında anksiyete ve OKB ile boğuşan hatta hala şu zamanda bile anksiyetenin sokulgan düşüncelerine zaman zaman kendini kaptıran biri olarak karakterlerde kendimi bulmam kaçınılmaz oldu. Bu yüzden bu kitabın yeri her zaman bende biraz farklı olacak çünkü seneler önce okurken de şimdi okuduğumda da kendi hikayemin Aza’sı hep bendim.
-“C.diff’in olayı aslında herkesin içinde olmasıydı. Hepimizde vardı,kuytuda gizleniyordu ama kimi zaman kontrolden çıkıyor, yönetimi ele geçirip iç organlarınıza saldırmaya başlıyordu. Kimi zaman oluveriyordu işte. “ Tıpkı anksiyete bozukluğundaki sokulgan düşünceler gibi. Aslında herkesin içinde var kuytuda gizleniyor ve kimi zaman yönetimi ele geçirip bütün sisteminizi mahvediyor. Kimi zaman oluveriyor işte.
Bu sebeplerle bu düşünce yapısına yatkın olmayan insanlar için sıkıcı ve hatta bunaltıcı anlamsız gelebilirim ama Aza ve benim gibi olan dostlarım ne demek istediğimi anlayacaklardır…