Ev” Nermin Yıldırım’dan okuduğum ikinci kitap ve devamı da gelecek gibi görünüyor. ‘Gece uzun sürdü’ cümlesiyle başlayıp, ‘gece bitti, sabah oluyor.’ Cümlesiyle biten kitap. “Bize hep direnmeyi öğrettiler, deyip içini çekti Vesna. Ama yanlış şeylere direnmeyi. Mesele biraz da kabul etmektir belki.” Çok küçük yaştan itibaren bir o yana bir bu yana savrulan, büyüdüğünde adına “Türkü Türkü Türkiyem” dediği, kendine bir yuva aramış, gittiği yerlerde sevilip değer görmüş ama hiçbir zaman ait olamamış kız çocuğunun Seher’in romanı. Hatta biraz da Kader’in romanı. Seher, Ogo, biricik Şerbet, Vesna, Yakup ve yolda karşılaşılan bir sürü arkadaşın romanı. Daha doğrusu arayışı. Kitap Seher ve yol arkadaşı Ogo’nun Portekizden başlayıp Santiago’da dünyanın sonu denilen Finisterra’ya yürüyerek yolculuğa çıkmasıyla başlıyor. Yol boyu bir sürü insanla karşılaşıp yolda arayışlarıyla devam ediyor. Bu yürüyüşte herkesin amacı bir o kadar farklı ve bir o kadar da aynı. Seher’in hedefi ise artık yüklerinden kurtulup dünyanın sonuna ulaşmak. Evleri yaka yaka büyüyen Seher yolun sonunda yine yangından atlıyor. Kendisinin dediği gibi alevlerin üstünden mi atladı, içinden mi geçti biz de emin olamıyoruz… Önemli olan içimizdeki çocuğu affetmek ve şefkatle yaklaşmak, önce kendimize ait olmak… Mesele belki de ev aramak değil ev olmaktır kim bilir.