Büşra Özen

Çağdaş erkeklik krizine kaynaklık eden başlıca gelişmeler kadınların özgürleşme hareketi ve feminizmin yükselişi, 1960'ların cinsel devrimi, 1969'da başlayan eşcinsel özgürleşme hareketi ve iletişim devrimi olmuştur (Bardwick, 1979). Erkekliğin güvenli sınır hattını kıran en güçlü iki temel toplumsal hareket ise kadın hareketi ve eşcinsel hareket olmuştur. Bu toplumsal hareketler, ataerkilliğin tarihsel ve toplumsal kırılganlıklarını tartışmaya açarak zeminini sarsmışlardır. Böylece erkeklik ve erkek cinsiyet rolü de bu gelişmeye paralel biçimde radikal bir şekilde tartışmaya açılarak yeniden müzakere edilmeye başlamıştır. Bu tam da çağdaş erkeklik krizi tartışmalarının tomurcuklanmaya başladığı dönemdir.
Sayfa 37 - İletişim·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ataerkil ailede kadın, "insan türünün devamıyla, yuvanın bakımıyla yükümlüdür, yani içkinliğe adanmıştır" (de Beauvoir, 2010: 16). Buna karşın ataerkil toplumsal cinsiyet düzeni, inşa ettiği hiyerarşiye dayanarak erkeği eve ekmek getiren, bir diğer ifadeyle ailenin geçimini sağlayan aile reisi olarak konumlandırır. Erkeğin bu konumu aynı zamanda eşin ve çocukların korunmasını da içerir. Bu koruma güçlü bir biçimde, "kadının namusunun korunması” şeklinde erkeğe bir görev olarak yüklenir. Türkiye gibi ataerkil toplumlarda erkeğin namusu ya da namussuzluğu onun ne denli güvenilir olduğuna, sosyal sorumluluklarını ne derece üstlenebildiğine ve en önemlisi de "sorumlu olduğu kadının cinselliğini" ne derece kontrol edebildiğine bağlıdır. Söz konusu bir kadının namusu olduğunda ise mevzubahis yalnızca cinselliktir (Sirman, 2004:)
Sayfa 21 - İletişim·Kitabı okudu
Kadınların artan ekonomik güvenceleriyle paralel biçimde ilerleyen özgürleşme ve bireyselleşme talepleri eril imtiyazları zayıflatırken ataerkinin güçlü kriz hatlarından birini yaratıyor. Heteroseksüel erkeklerin artık "tanıdıkları, bildikleri ve alıştıkları" ve en önemlisi ataerkil değerlere uygun biçimde "arzuladıkları" kadınlıklarla karşılaşmakta güçlük çekmeleri onları bir krizle yüz yüze getiriyor. Bu durum giderek azalan evlenme ve doğum oranlarına yansıyor.
Sayfa 18 - İletişim·Kitabı okudu
… gündelik söylemde "eril mağduriyet anlatısı", siyasal söylemde ise "eril mağduriyet siyaseti" şeklinde tezahür (eden) anlatının ve siyasetin temel ortak bileşenini ise aile yapısının çöktüğüne dair taşınan ve yansıtılan derin muhafazakâr alarmist endişeler oluşturuyor.
Sayfa 18 - İletişim·Kitabı okudu
Ataerkil toplumlarda erkeklik, ulaşılması, kazanılması ve sürdürülmesi zor, kaybedilmesi ise oldukça kolay bir toplumsal cinsiyet kimliği. Bu nedenle, ulaşmaya çalıştığı şey ile arasında bitmek bilmeyen, adeta Sisifos'un hikâyesini anımsatan mesafe onu krizle yazgılı kılıyor. Erkeklik, toplumda erkekliğin idealize edildiği baskın biçime, hegemonik erkekliğe ulaşmaya çalışılan yolda adeta bir yük gibi sürekli taşınan ancak bireyi sürekli başa döndüren bir varoluş hali sunuyor. Zirveye ulaştığını düşündüğü anda kayanın düşmesi ve Sisifos'u her daim yolun başına döndürmesi gibi, erkeklik de hegemonik erkekliğe ulaşıldığı düşünülen anda bir krizle yüz yüze gelinen ve başa dönülen bir performans; sürekli başa dönmekle, elde edilmekle, yeniden inşa edilmekle ve sürdürülmekle yazgılı bir kimlik.
Sayfa 14 - İletişim·Kitabı okudu