Modern dönemin mutlak ve tekil hakikat anlayışının yerini postmodern dönemde, göreli doğruların ve çoklu hakikatlerin aldığı bir evreye geçildi. Artık kaç insan varsa o kadar hakikat var deniyor. Ancak bu çoğulluk, bireyin önüne özgürlükler serilmesinden çok, belirsizlikten doğan bir zemin kaymasıyla sonuçlanıyor. İnsan, üzerinde durduğu sağlam temellerin kaydığı bir muğlaklık çağında yaşıyor. Bu yaklaşım, İlk Çağ sofistlerinin hakikat anlayışını çağrıştırsa da yazar, bu durumu yalnızca betimlemekle kalmıyor; güçlü argümanlarla tartışmaya açıyor. Hem düşündürücü hem de keyifle okunabilecek nitelikte bir eser.