Gerçekten sevmek, birini her neyse tam da öyle kabullenmek, başka türlüsünüb hayal bile etmemek değil mi? Onu, daha iyisini, eksiksizini düşlemeden bağrına bana yetisi. Olduğu gibi.
Katı olan her şey buharlaşıyor, hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
Ama artık kırkıma merdiven dayandığıma göre yetişkin gibi davranmam gerekirdi. Gerçi hayatta ne yaptığını bir yetişkin değildim. Doğrusu, yetişkin bile değildim. Olsam olsam bütünüyle tutarsız bir çocukluğun ipsiz sapsız neticesiydim.
Bazen yalnızlık her şeyi öyle seyreltir ki, duru bir bakışla görüp seçiverir insan kendine benzeyeni. Sonra ona sarılır ve bir daha asla bırakmak istemez.