Ve bunlar, bu edepsiz hicivciler, ortalıkta dolanır, taşa bütün ayağınızla sağlam basıyor musunuz yoksa sadece parmağınızın ucuyla mı basıyorsunuz, bakarlar; bilmem hangi memur, bilmem hangi dairede, altıncı dereceden memurun, çizmesinden çıplak ayaklarının fırladığını, dirsek yerlerinin yırtılmış olduğunu hep gözler; yetmezmiş gibi bütün bunları uzun uzun tasvir edip bu rezilliği bir de yayımlarlar... İyi de sana ne benim dirseklerimin yırtılmış olmasından?
Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş!
Çünkü eşyanın tabiatı bu! Zaten dünyanın düzeni bu, hepimiz birbirimize hava atıyoruz, hepimiz birini azarlıyoruz. Bu tedbir olmasa dünya ayakta kalmaz, düzen diye bir şey olmazdı.
Tuhaf şey - ama hatıralar hoş sanki. Hatta kötü olan, o sırada can sıkan bir şey, hatıralarda nasılsa kötülüğünden arınıyor ve hayalimde harika bir görünüm kazanıyor.