Ailede güveni sağlayan, otoriter bir kişi değil, paylaşılan adil ortamdır. Bu adil ortam, "saygı", "sevgi", "halden anlama", "dürüstlük", "şeffaflık" ve "iş birliği" gibi BİZ bilincini geliştiren değerler üzerine kurulmuştur. Bu değerleri yaşamak ve yaşatmak herkesin sorumluluğundadır.
Bir iş kurumu, hastane, belediye, devlet dairesi ya da banka şubesi Korku Kültürü'yle yönetiliyorsa, o kurum içinde makam yükseldikçe kişinin korkutuculuğu ve suratının asıklığı artar. Çatık kaşlı, asık suratlı "komutan", "BEN bilirim; sözümden dışarı çıkmayın" edasıyla yürür, bakar, konuşur. Korku Kültürü'nün yöneticisi, çalışanın kendisinden korkmasını bekler.
Evlilik anlamını hem YÜZ'de hem de CAN'da bulmalı. YÜZ baskın evliliklerde CAN kendini yalnız hisseder. Bu tür evliliklerde mutluluk yoktur; evlilik çekilmesi gereken bir çiledir.
Sadece CAN odaklı, kendi içine kapanık bir evlilik de "şizofrenik bir evlilik" haline dönüşür. Sağlıklı evlilik, içinde yer aldığı toplumla ilişkisini devam ettiren evliliktir.
(YÜZ: Görünen sosyal kimlik, CAN: Mahrem, öz.)
Deneyimli bir ev kadını kendi evliliğine bakarak şu gözlemde bulunuyor:
Evlilik aslında sadece iki kişiymiş gibi başlayan, ama özünde çoklu bir ilişki. Bir kere şunu kabul edelim, eşimizin de bir ailesi var ve tabii ki bizim de. Demek istediğim onlar da bir anne-babanın en değerli varlığı, bizler de... Evlenince şunu farkettim ki eşlerin birbirine duyduğu saygı ve sevgiyi birbirlerinin ailelerine de gösterebilmeleri gerekir. Çünkü iki gönül bir olunca samanlık seyran olur sözü evlilik için geçerli değildir.