Yahudi bir arkadaşım vardı, arkadaşımın evini seviyordum ama biliyordum ki lanetliydi. Küçük yaşta bile biliyordum bunu, dışarıda bir yerlerde hala anahtarı elinde tutan bir aile vardı.
'evi özledim' dedim ona. Annemden bahsettik, geride bıraktıklarımdan. Bir ara bana, 'bunu gittiğin her yere taşımak zorunda değilsin,' dedi. Bozuk paradan bahsettiğini zannetttim o yüzden sadece, 'taşımıyorum ki, arada öylece duruyor, sıkıştığını düşünüyorum açıkçası, ' dedim.
Kendimizi tanıdığımızda çoktan kendimiz olmuşuzdur. Çocukluğun sorunu da budur. Büyümeniz, bilinçlenmeniz, karar almanız birkaç yılınızı alır ve sonunda iş işten geçmiştir çoktan; o kaçınılmaz yıllara karşı bir yarıştır yalnızca bu.