Daha fazla seçenek, daha fazla tüketim anlamına geldiği için özgürlük, seçme hürriyeti olarak tanımlanır. Amaç, insani özgürleştirmek değil, bir tüketici olarak her alışverişten sonra yeniden icat etmektir. Kapitalizm, tüketim amentüsünü kabul ettikten sonra bireylerin sağcı-solcu, kadın-erkek, köylü-kentli, do-ğulu-batılı olmasına bakmaz. Kapitalizm için her şey bir ürün ve herkes bir müşteridir.
Bize çoğu zaman ihtiyaçlarımızın sonsuz olduğu söylenir. Oysa insanların ihtiyaçları değil arzuları sonsuzdur. Arzuları ihtiyaç olarak kodlayan, tüketim ekonomisini esas alan kapitalizmdir.
İnsanı madde, haz ve tüketim gibi ondan ontolojik olarak daha aşağıda olan şeyler üzerinden temellendirmeye çalışan her yaklaşım, insanı özgürleştirmez, köleleştirir. Insan ancak kendinden ontolojik olarak daha yüksek bir değere, ilkeye ve varlığa bağlandığı zaman özgürlüğe doğru bir adım atar. Burada özgürlük seçim yapabilme imkânının ötesine geçerek insanı bağımsız, kendine yeter ve dayanıklı bir özne hâline getirir.
Dijital teknoloji, yapısı gereği, sadece kullanıp kenara koyduğumuz bir şey değildir O artık varlığımızın bir parçası; bizi tanıyan, tanımlayan ve şekillendiren bir organizmadır. Teknoloji bağımlılığı da buradan kaynaklanır: Kendini bize araç değil, amaç olarak takdim eden her şey bizden bağlılık ve bağımlılık ister. Bu yüzden insan neyi kendi zatında ve özünde istediğini, neyi bir araç olarak gördüğünü iyi tayin etmelidir. Aksi hâlde amaç diye araçlara takılıp kalmak isten bile değildir.